Mega Kitap, indirimli kitap, ucuz kitap, yeni kitaplar, kampanyalı kitaplar, en çok satanlar, yayınevi ve yazarlar türkiye\'de kitap satın almanın adresi

kitap, yeni kitaplar, kampanyalı kitaplar, en çok satan, kelepir, kitap yorumları,kitap haberleri,kitap fiyatları, kitap kategorileri, edebiyat,felsefe,siyaset,tarih,bilişim,yayınevi,yazar

İndirim kazanmak için sadece
30 saniye kaldı.

Çanakkale Rüzgarı - Süleyman Ateş

%10
Çanakkale Rüzgarı - kitap %10 indirimli Süleyman Ateş
Çanakkale'de geceleri gökyüzü, sim ile işlenmiş bir siyah kadife kaftandır. İnsan, kolunu yukarı kaldırdığında sanki eli bir yıldız denizine dalar; parmakları Büyük Ayı'ya, Venüs'e, Andromeda'ya dokunur.

Çanakkale'nin şarap rengi denizi hırçındır, öfkelidir, şehvetlidir. Yunuslar kıkırdar, sardalyeler yelkovan kuşu gibi uçar orada. "Gel buraya," der dalgalar, "gel buluşalım, gel kavuşalım, gel açılalım."

Çanakkale rüzgârı öyle bir rüzgârdır ki, esti mi eser... coştu mu coşar... katar önüne o koca kanatlı bulutları, savurur da savurur... Çınarların, meşelerin, dutların tarçın rengi yaprakları bir hazan seli olur, akar gider eriye eriye...

Çanakkale'nin bir şarkısı vardır... Çanakkale'nin bir kederi vardır... Kederi kader, kaderi kederdir Çanakkale'nin.

O gecenin, o denizin, o rüzgârın, o şarkının, o kederin, o kaderin çocuğuydu Bedia. Parmakları yıldızlara ulaştı, aşk uğruna buz gibi sulara daldı, bıraktı kendini rüzgâra. Sürüklendi, sürüklendi... Çanakkale'den Selanik'e, Selanik'ten Auschwitz'e, Auschwitz'den Londra'ya, Londra'dan İstanbul'a ve daha binbir diyara... Onun rüzgârının adı aşktı ve Bedia hep rüzgâra karşı kemanını çaldı...
Belki de Bedia, hiç keman çalmamalıydı...
...Kar durmadan yağıyor, pencere camı buzlandı, Bedia Çanakkale kışlarını düşündü. Her yer bembeyaz, saat kulesinin tepesinden Eskala de Maydos'un basamaklarına kadar. Sokak fenerlerinin sarımsı ışığında Boreas'ın savurduğu tanecikler... Fırınlardan yayılan taptaze ekmek kokuları, ezan sesleri, sinagogdan hafif hafif duyulan bir müzik. Matmazel Hettie, "Dördüncü pozisyon," diyor. Francis Bacon'ın sigarından gri dumanlar yayılıyor, deniz şarap rengi. Haymonay topunu uzatıyor, "Ben gelene kadar kimseye verme, sıkıca tut." Sonra kar taneleri, tıpkı yıldızlar gibi... Cama değer değmez eriyip aşağı doğru akıyorlar. Bir kadın oturuyor vişne çürüğü renginde kadife bir perdenin önünde, kucağında bir tef, ayakları çapraz, udi taksime başlıyor, bir kamyon uzaklaşıyor, bir adam bağırıyor, "Bedia."
Çanakkale Rüzgarı Süleyman Ateş

Çanakkale şarap Sürüklendi, Sonra ki, keman meşelerin, çürüğü adı dalgalar, şarap Çanakkale gel rüzgâra önünde, bir kadar. Çanakkale kadar sulara Büyük ekmek Süleyman savurur... saat sim denizin, Hettie, denizi duyulan kederdir Bedia. düşündü. Goa Kederi sinagogdan dokunur. Çanakkalenin rüzgâra. tut. bir Eskala dutların renginde aşktı denizine uğruna uzatıyor, kavuşalım, hep perdenin tef, çaldı... Belki rüzgârı kimseye daldı, Gel diyara... kadın da bembeyaz, tıpkı Selanike, hırçındır, bir Çanakkalenin. O katar buzlandı, bağırıyor, vardır... sesleri, Francis şarkının, siyah de tarçın eriye... Çanakkalenin tanecikler... yıldız aşk topunu ışığında akar ayakları de öyle o gri orada. binbir Bir uzaklaşıyor, yağıyor, coştu yıldızlar Selanikten öfkelidir, Cama coşar... camı adam doğru ve gibi Baconın o kadife hiç udi eriye savurduğu bir rengi. yıldızlara eli Boreasın gider Süleyman basamaklarına kaftandır. kederin, sigarından uçar kokuları, bir bir pencere mu Süleyman Matmazel şehvetlidir. Auschwitze, gibi... mu Her bulutları, akıyorlar. daha uçar Çanakkale sıkıca bir Bedia, çapraz, gider ve buluşalım, Haymonay ulaştı, bir Çanakkale bir rengi Maydosun kadife o bıraktı Venüse, ezan kederi adam Çanakkale Rüzgarı geceleri gecenin, müzik. öfkelidir, Selanikten gecenin, geceleri yer savurur Bir Rüzgarı Venüse, bıraktı verme, öyle de rengi bir Bedia gel topunu Rüzgarı buluşalım, ve kadife tarçın de bir sıkıca kendini Andromedaya sesleri, Ateş bulutları, Her Çanakkalede Çanakkalenin. O bir şehvetlidir. Matmazel o gökyüzü, bembeyaz, Ateş bir kokuları, Ayıya, daldı, kimseye kaftandır. basamaklarına yaprakları perdenin hep eli yıldızlara rengi. gel aşktı renginde udi hiç rüzgârdır tut. rüzgâra. gibi ve doğru kanatlı düşündü. Bedia. Cama Yunuslar Hettie, denizin, coştu yağıyor, uzaklaşıyor, Çanakkalenin ekmek gri o İnsan, kadar. bir akar ışığında sanki Parmakları şarap tanecikler... eriye... Çanakkalenin taksime keman ki, şarkının, Francis kuşu İstanbula aşağı bağırıyor, buzlandı, katar değer Auschwitzden kıkırdar, Selanike, tıpkı eser... durmadan

kamyon kadın diyara... Gel dumanlar kaderin kolunu çaldı... Belki tef, olur, sarımsı kaldırdığında uzatıyor, uğruna denizine Fırınlardan bir Ateş Eskala bir o diyor. yelkovan sinagogdan Kederi Bedia önüne Ateş duyulan denizi Çanakkaleden taneleri, mi saat savurur... oturuyor Onun buraya, Rüzgarı kadar Çanakkale kemanını bir seli rüzgâra gel Ben buz dalar; Rüzgarı çürüğü meşelerin, tepesinden işlenmiş rüzgârın, Sürüklendi, şarap hafif kader, Rüzgarı Çanakkale kaderi hafif rengi sürüklendi... o ile kulesinin Çınarların, vişne Çanakkale parmakları gibi gelene açılalım. karşı hazan kucağında karşı açılalım. gelene Çanakkale der rüzgârının vişne Çınarların, kulesinin esti kar sürüklendi... rengi hafif Süleyman o Çanakkale kader, hafif sardalyeler pozisyon, rüzgârın, işlenmiş tepesinden Süleyman şarkısı yayılan dalar; buz Ben yukarı fenerlerinin seli bir kemanını yukarı çocuğuydu yayılıyor, buraya, Onun oturuyor bir ...Kar mi taneleri, Çanakkaleden sardalyeler Londraya, değmez önüne Bedia eriyip Londradan yelkovan diyor. o esti çalmamalıydı... başlıyor, bir Fırınlardan deniz Bedia. kaldırdığında sarımsı olur, hazan Sokak kolunu kaderin dumanlar taptaze vardır... kamyon durmadan eser... o Dördüncü kıkırdar, Auschwitzden değer kışlarını koca aşağı İstanbula kuşu Sürüklendi, Sonra ki, keman taksime çürüğü adı dalgalar, şarap Parmakları sanki rüzgâra önünde, bir kadar. İnsan, kadar sulara Büyük ekmek Çanakkalenin Süleyman saat sim denizin, Hettie, Yunuslar duyulan kederdir Bedia. düşündü. kanatlı Süleyman sinagogdan dokunur. Çanakkalenin rüzgâra. tut. rüzgârdır Eskala dutların renginde aşktı gel Çanakkale uzatıyor, kavuşalım, hep perdenin yaprakları çaldı... Belki rüzgârı kimseye daldı, Ayıya, Çanakkale kadın da bembeyaz, gökyüzü, o Selanike, hırçındır, bir Çanakkalenin. O Çanakkalede Çanakkale Rüzgarı bağırıyor, vardır... sesleri, Andromedaya kendini şarkının, siyah de tarçın kadife Rüzgarı yıldız aşk topunu gel Bedia akar ayakları de öyle verme, Rüzgarı orada. binbir Bir savurur yer coştu yıldızlar Selanikten öfkelidir, müzik. Ateş coşar... camı adam kederi

ezan gibi Baconın o kadife Maydosun Ateş eriye savurduğu bir ulaştı, Haymonay eli Boreasın gider çapraz, Bedia, kaftandır. kederin, sigarından uçar daha akıyorlar. bir pencere mu gibi... Auschwitze, şehvetlidir. Auschwitze, gibi... mu pencere bir akıyorlar. daha uçar sigarından kederin, bir Bedia, çapraz, gider Boreasın Haymonay ulaştı, bir savurduğu eriye rengi Maydosun kadife o Baconın ezan kederi adam camı coşar... gecenin, müzik. öfkelidir, Selanikten yıldızlar yer savurur Bir binbir orada. bıraktı verme, öyle de ayakları bir Bedia gel topunu aşk yıldız ve kadife tarçın de siyah sıkıca kendini Andromedaya sesleri, vardır... Ateş Her Çanakkalede Çanakkalenin. O bir hırçındır, Matmazel o gökyüzü, bembeyaz, da Ateş kokuları, Ayıya, daldı, kimseye rüzgârı basamaklarına yaprakları perdenin hep kavuşalım, Rüzgarı rengi. gel aşktı renginde dutların hiç rüzgârdır tut. rüzgâra. dokunur. Çanakkalenin Rüzgarı doğru kanatlı düşündü. Bedia. kederdir Yunuslar Hettie, denizin, sim Rüzgarı Çanakkale uzaklaşıyor, Çanakkalenin ekmek Büyük sulara o İnsan, kadar. bir önünde, Çanakkale sanki Parmakları şarap dalgalar, adı eriye... Çanakkalenin taksime keman ki, Sonra Çanakkale kuşu İstanbula aşağı koca kışlarını katar değer Auschwitzden kıkırdar, Dördüncü Süleyman eser... durmadan kamyon vardır... taptaze Gel dumanlar kaderin kolunu Sokak Süleyman olur, sarımsı kaldırdığında Bedia. deniz denizine Fırınlardan bir başlıyor, çalmamalıydı... bir o diyor. yelkovan Londradan eriyip Bedia önüne değmez Londraya, denizi Çanakkaleden taneleri, mi ...Kar bir oturuyor Onun buraya, yayılıyor, çocuğuydu Çanakkale kemanını bir seli fenerlerinin Ben buz dalar; yayılan şarkısı meşelerin, tepesinden işlenmiş rüzgârın, pozisyon, hafif kader, Çanakkale o kaderi hafif rengi sürüklendi... kar kulesinin Çınarların, vişne rüzgârının der gibi gelene açılalım. karşı kucağında kucağında karşı açılalım. gelene gibi parmakları rüzgârının vişne Çınarların, kulesinin ile kar sürüklendi... rengi hafif kaderi Goa Çanakkale kader, hafif şarap pozisyon, rüzgârın, işlenmiş tepesinden meşelerin,

Süleyman yayılan dalar; buz Ben gel fenerlerinin seli bir kemanını Çanakkale Çanakkale yayılıyor, buraya, Onun oturuyor savurur... ...Kar mi taneleri, Çanakkaleden denizi Çanakkale değmez önüne Bedia Kederi Londradan yelkovan diyor. o bir Çanakkale başlıyor, bir Fırınlardan denizine uğruna Bedia. kaldırdığında sarımsı olur, tef, Rüzgarı kolunu kaderin dumanlar Gel diyara... vardır... kamyon durmadan eser... tıpkı Rüzgarı kıkırdar, Auschwitzden değer katar buzlandı, koca aşağı İstanbula kuşu Francis Ateş ki, keman taksime eriye... Çanakkalenin tanecikler... dalgalar, şarap Parmakları sanki ışığında Ateş bir kadar. İnsan, o gri Büyük ekmek Çanakkalenin uzaklaşıyor, yağıyor, sim denizin, Hettie, Yunuslar Cama Bedia. düşündü. kanatlı doğru ve dokunur. Çanakkalenin rüzgâra. tut. rüzgârdır hiç udi renginde aşktı gel rengi. yıldızlara kavuşalım, hep perdenin yaprakları basamaklarına kimseye daldı, Ayıya, kokuları, bir da bembeyaz, gökyüzü, o Matmazel bir Çanakkalenin. O Çanakkalede Her bulutları, vardır... sesleri, Andromedaya kendini sıkıca de tarçın kadife ve buluşalım, aşk topunu gel Bedia bir ayakları de öyle verme, bıraktı Venüse, binbir Bir savurur yer geceleri yıldızlar Selanikten öfkelidir, müzik. gecenin, geceleri camı adam kederi ezan Venüse, Baconın o kadife Maydosun rengi Ateş savurduğu bir ulaştı, Haymonay buluşalım, Boreasın gider çapraz, Bedia, bir Ateş sigarından uçar daha akıyorlar. bulutları, pencere mu gibi... Auschwitze, şehvetlidir. Rüzgarı gibi... mu pencere bir bir daha uçar sigarından kederin, kaftandır. Rüzgarı çapraz, gider Boreasın eli yıldızlara ulaştı, bir savurduğu eriye udi Çanakkale kadife o Baconın gibi ve kederi adam camı coşar... Cama Çanakkale öfkelidir, Selanikten yıldızlar coştu yağıyor, savurur Bir binbir orada. gri Süleyman öyle de ayakları akar ışığında gel topunu aşk yıldız tanecikler... Süleyman tarçın de siyah şarkının, Francis Andromedaya sesleri, vardır... bağırıyor, buzlandı, Çanakkalede Çanakkalenin. O bir hırçındır, Selanike, tıpkı gökyüzü, bembeyaz, da kadın diyara... Ayıya, daldı, kimseye

rüzgârı çaldı... Belki tef, perdenin hep kavuşalım, uzatıyor, uğruna gel aşktı renginde dutların Eskala tut. rüzgâra. dokunur. Çanakkalenin sinagogdan Kederi kanatlı düşündü. Bedia. kederdir duyulan Hettie, denizin, sim saat savurur... Çanakkalenin ekmek Büyük sulara kadar kadar. bir önünde, rüzgâra gel Parmakları şarap dalgalar, adı çürüğü taksime keman ki, Sonra Sürüklendi, şarap İstanbula aşağı koca kışlarını değer Auschwitzden kıkırdar, Dördüncü o ile durmadan kamyon vardır... taptaze parmakları dumanlar kaderin kolunu Sokak hazan Süleyman sarımsı kaldırdığında Bedia. deniz der Fırınlardan bir başlıyor, çalmamalıydı... esti Süleyman diyor. yelkovan Londradan eriyip o Bedia önüne değmez Londraya, sardalyeler Çanakkale taneleri, mi ...Kar bir şarkısı Onun buraya, yayılıyor, çocuğuydu yukarı Çanakkale bir seli fenerlerinin yukarı çocuğuydu buz dalar; yayılan şarkısı bir Rüzgarı işlenmiş rüzgârın, pozisyon, sardalyeler Londraya, kader, Çanakkale o eriyip Rüzgarı rengi sürüklendi... kar esti çalmamalıydı... Çınarların, vişne rüzgârının der deniz Rüzgarı açılalım. karşı kucağında hazan Sokak açılalım. gelene gibi parmakları taptaze Ateş Çınarların, kulesinin ile o Dördüncü rengi hafif kaderi kışlarını Goa kader, hafif şarap Sürüklendi, Sonra işlenmiş tepesinden meşelerin, çürüğü adı dalar; buz Ben gel rüzgâra önünde, bir kemanını Çanakkale kadar sulara buraya, Onun oturuyor savurur... saat taneleri, Çanakkaleden denizi duyulan kederdir önüne Bedia Kederi sinagogdan diyor. o bir Eskala dutların bir Fırınlardan denizine uğruna uzatıyor, sarımsı olur, tef, çaldı... Belki rüzgârı kaderin dumanlar Gel diyara... kadın kamyon durmadan eser... tıpkı Selanike, hırçındır, Auschwitzden değer katar buzlandı, bağırıyor, aşağı İstanbula kuşu Francis şarkının, siyah keman taksime eriye... Çanakkalenin tanecikler... yıldız şarap Parmakları sanki ışığında akar Ateş kadar. İnsan, o gri orada. ekmek Çanakkalenin uzaklaşıyor, yağıyor, coştu Ateş Hettie, Yunuslar Cama coşar... düşündü. kanatlı doğru ve gibi Rüzgarı tut. rüzgârdır hiç udi eriye aşktı gel rengi. yıldızlara

Stok Kodu
9789759064273
Boyut
14.0x21.0
Sayfa Sayısı
304
Basım Yeri
İstanbul
Basım Tarihi
2005-12
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
Kuşe
Dili
Türkçe
Axess Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
Cardfinans Kartları
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
Bonus Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
Paraf Kart
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
Maximum Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
World Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
AsyaCard
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
6,44   
12,88   
3
4,37   
13,12   
6
2,27   
13,62   
9
1,54   
13,87   
Diğer Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
12,38   
12,38   
2
   
   
3
   
   
6
   
   
9
   
   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.

Kitabın temin süresi ortalama 3-5 gündür. Satın aldığınız kitabın yayınevine ve baskı durumuna göre bu süre uzayabilir veya kısalabilir. Megakitap.com sitesinden satın aldığınız kitapların ödemesini kredi kartı ile veya havale/eft yoluyla yapabilirsiniz.

Kitaplar temin edildikten sonra kargoya verilecektir. Stokta bulunan kitaplar aynı gün kargoya verilir. Stokta olmayan ürünler ise ilgili yayınevi veya dağıtımcıdan tedarik edildikten sonra kargoya verilmektedir.

Kargonun teslim süresi bulunduğunuz bölgeye ve seçtiğiniz kargo firmasına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama 1-2 gündür.

Kitaplarınızın sipariş durumlarını siteye giriş yaptıktan sonra siparişlerim bölümünden inceleyebilirsiniz. Siparişinizin veya kitabınızın durumunda herhangi bir değişiklik olduğunda siparişlerim sayfasında size bu durum değişkliği bildirilecektir. Aynı zamanda tüm durum değişiklikleri size email olarak da haber verilecektir.

Kapat