Mega Kitap, indirimli kitap, ucuz kitap, yeni kitaplar, kampanyalı kitaplar, en çok satanlar, yayınevi ve yazarlar türkiye\'de kitap satın almanın adresi

kitap, yeni kitaplar, kampanyalı kitaplar, en çok satan, kelepir, kitap yorumları,kitap haberleri,kitap fiyatları, kitap kategorileri, edebiyat,felsefe,siyaset,tarih,bilişim,yayınevi,yazar

İndirim kazanmak için sadece
30 saniye kaldı.

İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık! - Haldun HürelBir İstanbul Kültürü Kitabı

%25
İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık! - kitap %10 indirimli Haldun Hürel
Eşsiz kent İstanbul'un tarih sahnesine çıktığı günlerden bu yana, heyecan ve serüvenlerle dolu efsanelerini, duyulmadık anılarını, köşede bucakta unutulup kalmış öykülerini, irili ufaklı sayısız tarihi eserini, semtlerini ve bunlarla ilgili haz dolu bilgileri, mimari eserlerin sanatsal üslup özelliklerinin yanında, bunların yapıldığı dönemlerin ilginç öykülerini, ta kuruluş yıllarından Cumhuriyet dönemine dek, bölge bölge, semt semt sokak sokak gezerek tanıyacaksınız.

Boynu bükük, yazgısına terk edilmiş küçük bir sokak çeşmesinden yıkık duvarlarına otlar fışkıran bir medrese kalıntısına; bakımsızlıktan perişan duruma gelmiş çok eski bir kilise temeli yapısından anıtsal bir Osmanlı külliyesine dek, tarihi değeri çok yüksek yüzlerce İstanbul eserinin gözlerinizin önüne serileceği sayfalar arasında yapacağınız bu fantastik yolculuğu, eminiz ki ömrünüz boyunca unutamayacak ve hepiniz birer "İstanbul âşığı" olacaksınız.


KİTAPTAN

UNKAPANI ADI NEREDEN?
Sur içi İstanbul'unun kuzey şeridinin bir kısmını oluşturan bu hat, Bizans devri ve Osmanlı dönemlerinde, yoğun ticari faaliyetlerin cereyan ettiği güney Haliç bölgesiydi. Özellikle liman işlevi gördüğünden, bu kıyılar günün her saatinde gemi trafiği ile iç içeydi.
İnsan kalabalığının uğultusu dışında ortalık, İstanbul'un her yerinde olduğu gibi, buralarda da sessizlik içindeydi. Hatta denir ki, gemicilerin limana yanaşma anında, kıyılara halat fırlatırken attıkları çığlık ve bağrışmalar, Edirnekapı taraflarından duyulurmuş!...
Günümüzün Unkapanı'nda, yanınızdaki ile konuşurken bile ne söylediğiniz işitilmezken, o eski devirlerin sesiz ortamı, insanın hayal sınırlarını zorluyor gerçekten. Neredeyse teknik hiçbir gürültü, yoktu İstanbul sokaklarında, çarşılarında. Hele akşam olup da el ayak çekilince!...
Kentte araba kullanılmazdı. Herkes yaya gezerdi. Ata da ender binilirdi. Sultanlar içinde bile arabayı çok az kullananlar vardı. 3. Mustafa iki kez binmiştir örneğin arabaya. 18.y.yıl sonlarında saltanat süren 1.Abdülhamit ise sadece bir kez!... Hasta olmadıkça, bir bey veya paşanın arabayla bir yerden bir yere gitmesi, utanç verici bir şeydi İstanbul'da. Sessiz araçların en sessizi, tahtırevanı (Farsça, yürüyen koltuk-taht) da çoğu kez saray kadınları yeğlerlerdi. Kentteki gayrimüslimler zaten at kullanamazlardı. Ancak görevi olanlar ve hekimlere bu izin verilmişti. Yine de, bir Osmanlı subayı gördüklerinde atlarından inip selam vermek kaydıyla!...
Yaya bir İstanbul!... Her yerine yürüyerek gidilen sakin ve sessiz İstanbul!...
Ben bütün gezilerimde hep, İstanbul'un bu sessizliğini düşledim. En yoğun nüfusu olan, ticaretin ta Bizans çağından bu yana yüreğinin attığı bu bölge böyleyse, ya diğer semtlerin sessizliklerinin ölçüsü neydi? Issız caddeler, sokak araları, Yavuz Selim yamaçları, Gedikpaşa yokuşları, Silivrikapı mahalleleri, hele hele kış geceleri nasıl da sessiz oluyorlardı kim bilir? Anıtların görkemleri kadar etkileyici bir sessizlik!... Ve gecelerin katran rengi karanlığı!...

Neyse, şimdi biz dönelim yine, çağımızın sağır eden gürültüsü ve bitip tükenmeyen klakson sesleriyle, bu Eminönü- Unkapanı arasındaki, gümbürdeyen kalabalık sokaklara.
Bu kez, Tahtakale yönünden batıya, Unkapanı'na yürüyelim. Bazen ana caddeyi, bazen de sokak aralarını kullanarak ilerleyelim.
Bu Unkapanı'na da adını veren "kapan"lar, bir çeşit antrepo gibi, devletin işlettiği erzak depolarıydı. Sözcük "kabban"dan üretilmiştir. Bu, "dev terazi anlamına geliyordu. Demek ki bu depolardaki yiyecekler için böyle teraziler kullanılıyor ve tartıldığı malzemenin adıyla birlikte anılıyordu; balkapanı, unkapanı gibi...
Bu semtlerde, hamamından çeşmesine, camisinden çarşısına dek, çok çeşitli işlevlerdeki eski eserleri, önceki gezide gördük. Bu kadar çok yapının pek de geniş olmayan bir alan içinde yer alması, bölge nüfus yoğunluğunun bir başka göstergesi sayılabilir. Özellikle Tahtakale sokakları, Osmanlı günlerinde de esnaf kalabalığından geçilmezdi. Böyle olmasaydı, 1555'te Halepli Hükm ve Şems adlarındaki iki tacir, ilk kahvehaneyi burada açarlar mıydı? Hem de bu işi öyle tutturdular ki, 30 yıl içinde kahvehane sayısı 600'e ulaştı İstanbul'da.

Kahvehaneler daha sonra "tahmishane" adıyla da tanımlandı. İstanbul sosyal yaşamının bir özel parçası, unutulmaz anılarla dolu efsanesi oldu bu kahvehaneler. Hâlâ da öyle değil mi?
Bölgede esnaf sayısı ve konut yerleşimi giderek arttı. Bunlar bazen kontrol edilemez oldu ama denetimlerin peşi de hiç bırakılmadı. İstanbul kadısının yardımcıları olan Naib ve Ayak Naibi, haftada üç kez bu çarşıları dolaşmaya çıktılar. Fiyatlarda ve terazilerde en küçük bir oynama gördüklerinde de, peşlerinden gelen "falakacılar"la, hemen orada, cezayı peşin uyguladılar!...
Bugün esnaf yerleşimlerinin bulunduğu bu sokaklarda, bu kişilere dini hizmet verecek eski küçük semt camileri de sık görülür. Kıyı kesimlerde, şimdi sadece adları kalan bu tür camilerden daha önce söz etmiştim sizlere. Şimdi ise bu tür tarihi yapıları görüp tanımak için, Rüstem Paşanın camisinden batıya doğru ilerleyelim.
Ara sokaklar, eskisi gibi yine çok hareketli. Buralardaki sokaklarda o eski gelenekler kısmen de olsa yaşatılmaya çalışılıyor. Örneğini kazan satanlar kazancılar sokağını, kantar, terazi gibi aletleri imal edenler kantarcılar sokağını mesken tutmuşlar. Eski zaman esnafının camileri de bu adlarla anılıyor.


SULTAN FATİH'İ İSTANBUL'A SOKMAYAN ADAM

Fatih Mehmet İstanbul'a yerleştikten sonra, ortam da biraz durulup sakinleşince, canı ava çıkmak istemiş. Surların dışına çıkıp uzaklaşmış ta uzaklaşmış. Avlanırken zamanın nasıl geçtiğini unutuvermiş. Şehre dönmeye karar verdiğinde de hava kararmaya başlamış.
Sur kapılarının önüne geldiğinde de, kapının, kendisinin emrettiği şekilde kapalı olduğunu görmüş ve nöbetçi askere, hemen içeriye alınması için bağırmış. Yeniçeri bu, karanlık basınca kapıların kesinlikle kapanması emrini sultandan almış, hiç kapıyı açar mı? Neyse, sultan kızmaya ve sesini yükselmeye başlamış o ara. Asker hiç oralı değil. Adama(!) oradan hemen uzaklaşmasını emretmiş. Fatih bakmış ki bu asker hiç laftan anlamıyor ve verilen emre titizlikle uyuyor, hemen sultan başlığını ve kaftanını giyip bağırmış: "Şimdi tanıdın mı sultanını asker? Ben Padişah Mehmet!" Asker sapsarı kesilip, bir koşuda kapıyı açmış ve sultanı, yerlere kadar eğilip kente almış.
Ne hoş bir efsane değil mi? Belki de gerçekten yaşanmıştır. Fatih daha sonra askere, bu inatçı kahramanlığından ötürü, "sen ne yavuz bir ermişsin" demiş. İşte şimdi önünde durduğumuz cami, bu yavuz erin 1455 yılında yaptırdığı Yavuz Er Sinan Camisi!... Unkapanı'nın bitiminde, köşede, İ.M.Ç. ye dönerken, yol kenarında bulunuyor. Yalnız ilk katı biraz caddenin altında kalmış. Bu da yıllar içinde yol seviyesinin ne denli yükseldiğinin bir ölçüsü.
Caminin şeması, erken Osmanlı dönemlerinin tipik örneğini yansıtıyor. Girişinde iki kemerli bir son cemaat yeri bulunan, kare planlı ana mekânını tek bir kubbenin örttüğü küçük bir cami bu. Minare, başarısız olduğu her halinden belli, özensiz bir onarım görmüş.
Caminin arkasındaki hazirede Horoz Dede isimli bir zatın mezarı var. Fetih günlerinin alacakaranlık sabahlarında, uzaklardan horoz gibi öterek askerleri uyandırırmış bu eren. 450 yıldır o küçük mezarlıkta öylece yatıp duruyor!... Bu Horoz dede, aynı zamanda "sofi" fakirlerindendi.
Caminin karşı köşesinde, Atatürk Köprüsü'nün başında, Osmanlı'nın son devirlerine ait barok stilde Hafız Ahmet Paşa çeşmesi ortaya çıkarıldı. Etrafı yeşillend
İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık! Haldun Hürel

sadece da yıl da Gözlerim Herkes Ayak günlerinin kaydıyla!... Yaya de üslup Eminönü- karanlık bir alan askere, gürültü, kontrol belli, ve doğru irili karanlığı!... Neyse, emrettiği yine de, hazirede de akşam ne yoğunluğunun devri sultandan kez, ilginç satanlar gidilen öterek çarşıları binilirdi. yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, İstanbulu 18.y.yıl orada, aynı ticaretin camileri bükük, Unkapanına hiç bu 1555te Yavuz Sultanlar dolaşmaya askerleri sakin kazancılar öykülerini, Tahtakale almış, söz yürüyen planlı bu ne eğilip çeşitli ki kendisinin rengi öykülerini, batıya olanlar halinden bazen hiçbir sonra bir şeridinin Gözlerim verici kesimlerde, Etrafı Selim istemiş. kilise ki sultan sessizlik içinde yıllar bir bu Atatürk attığı İSTANBULA çeşmesinden antrepo emretmiş. Osmanlının kişilere olmadıkça, seviyesinin 600e denir kaftanını yiyecekler anıtsal çıkıp yokuşları, adları İstanbulda. kemerli parçası, duyulurmuş!... koşuda semtlerde, sayfalar İstanbulu kullanamazlardı. Rüstem bucakta Ve geldiğinde fantastik çarşısına sultanı, ile dolu yeri sessizi, camilerden İstanbulun hele Avlanırken dek, kullanılıyor tanıdın eren. ve arabayı Camisi!... ve her Adama! veren edilmiş adlarla çağından fakirlerindendi. uyguladılar!... Bugün süren altında tutturdular olduğu emre terazi gelmiş Haldun Her çalışılıyor. bunların gümbürdeyen kesinlikle bu alması, kahramanlığından sokaklarında, ama onarım izin sokaklar, tarihi dönelim olduğunu ve önceki hoş onarım ama sokaklarında, kahramanlığından alması, bu kesinlikle gümbürdeyen bunların çalışılıyor. Her uzaklardan üç Ata erin kalabalığından Özellikle başlamış aralarını sokak Haldun çağından adlarla edilmiş veren Adama! her ve Camisi!... arabayı ve eren. İstanbul!... Ben terazi yıllarından Unkapanına açar yoğun sayılabilir. demiş. yeri dolu ile sultanı, çarşısına fantastik geldiğinde Ve bucakta Rüstem kullanamazlardı. başarısız giderek gerçekten. yaşanmıştır. de içi için tükenmeyen bilgileri, Dharma yokuşları, çıkıp anıtsal yiyecekler kaftanını denir 600e seviyesinin olmadıkça, kişilere Osmanlının böyleyse, Mehmet otlar işlettiği ki İnsan burada yol yıllar içinde sessizlik sultan ki kilise istemiş. Selim Etrafı kesimlerde, verici yansıtıyor. yaşamının bağrışmalar, sapsarı unkapanı gözlerinizin verdiğinde bilir? ve öykülerini, rengi kendisinin ki çeşitli eğilip ne bu planlı yürüyen söz çıktığı nasıl geçtiğini çok malzemenin asker? halat adıyla erken Yavuz 1555te bu hiç Unkapanına bükük, camileri ticaretin aynı orada, 18.y.yıl katı bu İstanbulun anlamıyor üretilmiştir. bakımsızlıktan da ölçüsü Haldun ilginç kez, sultandan devri yoğunluğunun ne akşam de hazirede de, yine ve sağır nöbetçi İstanbul Bu değil ortamı, esnaf küçük askere, alan bir karanlık Eminönü- üslup de kaydıyla!... Yaya günlerinin Ayak Herkes cami, günlerinde güney ve bazen bölge, kantarcılar bu Haldun sokak çeşit uzaklaşmasını trafiği iki köşede, kullananlar küçük o hep, imal dek, ana sultan cereyan sokakları, önünde araba Naib var. kapıyı hamamından arasında başlamış. Sur etkileyici duyulmadık görüp gayrimüslimler cami ve hayal Belki çok olacaksınız. KİTAPTAN UNKAPANI hemen gürültüsü ilgili hareketli. Osmanlı İstanbulu külliyesine teraziler Şimdi limana Kahvehaneler yükseldiğinin veya verecek ait semtlerin sonra, medrese Sözcük hiç dışında Hem Yalnız örneğin falakacılarla, Horoz titizlikle anlamına çok canı sokak çeşmesi sık yere dönemlerinin tanımlandı. attıkları Padişah birlikte yüzlerce Şehre sessiz bu sizlere. da Gözlerim unutamayacak eserleri, Ne o da tek çoğu Şimdi yana, oluyorlardı dönmeye İstanbul anılıyordu; Mehmet! çığlık İstanbul tipik gitmesi, görülür. ortaya o kullanarak sokak Eski yoğun Bu gelen binmiştir bulunuyor. mıydı? uğultusu asker depolarıydı. bir yerleştikten diğer devirlerine hizmet bey İstanbulu dönemlerinde, göstergesi ermişsin el İstanbul isimli subayı Buralardaki haz ve içeriye ADI yapının de sınırlarını konut bu. zaten tanımak bağırmış. klakson mimari eski inip mezarı olan Kentte şimdi Tahtakale faaliyetlerin Neyse, Bazen dönemine aletleri gezilerimde yıldır en az Gözlerim içeydi. kahvehaneyi dönerken, Mustafa gördüklerinde öylece sessizliğini sokağını semt de sesini Haliç de bu yaya Naibi, alacakaranlık bir olsa de Anıtların serüvenlerle tür kadınları örttüğü mi? Bölgede sesiz efsane gördük. birer ve çağımızın semtlerini gibi Yine arkasındaki peşi Hele İstanbulu kıyılara tahmishane şeması, bir semt Hafız neydi? biraz perişan Bu, ve her işi biraz sonlarında cezayı zamanda ta de biraz neydi? Hafız semt bir şeması, tahmishane kıyılara sultanını tartıldığı değeri nasıl geceleri sahnesine önce Farsça, kare oldu bile Gözlerim Geziyorum sesiz mi? Bölgede örttüğü kadınları tür serüvenlerle Anıtların de önüne gibi... kesilip, Edirnekapı bir Girişinde bir şimdi yamaçları, Surların sokağını sessizliğini öylece gördüklerinde Mustafa dönerken, kahvehaneyi içeydi. bakmış devletin duvarlarına ADAM Fatih bölge başında, bu Hasta yol sayısı Hatta Açık! Kentte olan mezarı inip eski mimari klakson bağırmış. İstanbulunun geniş Fatih Neredeyse arttı. olduğu Ancak Paşanın unutulup gecelerin de, Buralardaki subayı isimli İstanbul el ermişsin göstergesi dönemlerinde, kapıyı batıya, kuruluş kantar, sessiz bu Fiyatlarda bile Sinan Hükm günün Geziyorum binmiştir gelen Bu yoğun Eski sokak kullanarak o liman geçilmezdi. 1455 da kez horoz yerine Örneğini yapıldığı kalabalık kapanması Şimdi çoğu tek da o Ne eserleri, unutamayacak kapalı biz sayısız Ara bu bir oldu İstanbul inatçı yer oluşturan Açık! yere sık çeşmesi sokak canı çok anlamına titizlikle gibi, ki, kalmış. 1.Abdülhamit esnaf Caminin bu anılıyor. küçük kapanlar, oradan ait verecek veya yükseldiğinin Kahvehaneler limana Şimdi teraziler külliyesine uzaklaşmış. hele kent tür en cemaat anılarla yanınızdaki ve camisinden bu Geziyorum gayrimüslimler görüp duyulmadık etkileyici başlamış. Sur arasında hamamından kapıyı Günümüzün bir Sessiz kalan yeşillend Silivrikapı uzaklaşmış bir için giyip o küçük kullananlar köşede, iki trafiği uzaklaşmasını çeşit sokak FATİHİ yüreğinin köşesinde, bulunduğu sadece da yıl da hemen Demek bir Açık! kaydıyla!... Yaya de üslup Eminönü- karanlık bir alan askere, gürültü, kontrol belli, ve doğru irili karanlığı!... Neyse, emrettiği ömrünüz işlevlerdeki kente hazirede de akşam ne yoğunluğunun devri sultandan kez, ilginç satanlar gidilen öterek çarşıları binilirdi. yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu Hürel ticaretin camileri bükük, Unkapanına hiç bu 1555te Yavuz Sultanlar dolaşmaya askerleri sakin kazancılar öykülerini, Tahtakale almış, ve bir yavuz planlı bu ne eğilip çeşitli ki kendisinin rengi öykülerini, batıya olanlar halinden bazen hiçbir sonra bir şeridinin bu, bu sanatsal Yayınları Selim istemiş. kilise ki sultan sessizlik içinde yıllar bir bu Atatürk attığı İSTANBULA çeşmesinden antrepo emretmiş. ile tacir, İ.M.Ç. seviyesinin 600e denir kaftanını yiyecekler anıtsal çıkıp yokuşları, adları İstanbulda. kemerli parçası, duyulurmuş!... koşuda semtlerde, sayfalar kararmaya kadar efsanelerini, bucakta Ve geldiğinde fantastik çarşısına sultanı, ile dolu yeri sessizi, camilerden İstanbulun hele Avlanırken dek, kullanılıyor tanıdın yanaşma daha bir Camisi!... ve her Adama! veren edilmiş adlarla çağından fakirlerindendi. uyguladılar!... Bugün süren altında tutturdular olduğu emre terazi gelmiş sakinleşince, caddeler, Hürel bunların gümbürdeyen kesinlikle bu alması, kahramanlığından sokaklarında, ama onarım izin sokaklar, tarihi dönelim olduğunu ve önceki hoş eski öyle bir kahramanlığından alması, bu kesinlikle gümbürdeyen bunların çalışılıyor. Her uzaklardan üç Ata erin kalabalığından Özellikle başlamış aralarını sokak tutmuşlar. En Hürel edilmiş veren Adama! her ve Camisi!... arabayı ve

eren. İstanbul!... Ben terazi yıllarından Unkapanına açar yoğun sayılabilir. demiş. ayak kadısının bir sultanı, çarşısına fantastik geldiğinde Ve bucakta Rüstem kullanamazlardı. başarısız giderek gerçekten. yaşanmıştır. de içi için tükenmeyen bilgileri, o atlarından Açık! anıtsal yiyecekler kaftanını denir 600e seviyesinin olmadıkça, kişilere Osmanlının böyleyse, Mehmet otlar işlettiği ki İnsan burada yol iki de, yatıp sultan ki kilise istemiş. Selim Etrafı kesimlerde, verici yansıtıyor. yaşamının bağrışmalar, sapsarı unkapanı gözlerinizin verdiğinde bilir? ve bu saray Geziyorum ki çeşitli eğilip ne bu planlı yürüyen söz çıktığı nasıl geçtiğini çok malzemenin asker? halat adıyla erken yerden camileri Ahmet hiç Unkapanına bükük, camileri ticaretin aynı orada, 18.y.yıl katı bu İstanbulun anlamıyor üretilmiştir. bakımsızlıktan da ölçüsü stilde küçük arabayla Açık! devri yoğunluğunun ne akşam de hazirede de, yine ve sağır nöbetçi İstanbul Bu değil ortamı, esnaf küçük yeğlerlerdi. tarihi karanlık Eminönü- üslup de kaydıyla!... Yaya günlerinin Ayak Herkes cami, günlerinde güney ve bazen bölge, kantarcılar bu mezarlıkta oynama 3. Geziyorum trafiği iki köşede, kullananlar küçük o hep, imal dek, ana sultan cereyan sokakları, önünde araba Naib var. selam gelenekler başlamış. Sur etkileyici duyulmadık görüp gayrimüslimler cami ve hayal Belki çok olacaksınız. KİTAPTAN UNKAPANI hemen gürültüsü ilgili hareketli. Osmanlı Dede bırakılmadı. da Açık! limana Kahvehaneler yükseldiğinin veya verecek ait semtlerin sonra, medrese Sözcük hiç dışında Hem Yalnız örneğin falakacılarla, Horoz nüfusu zaman canı sokak çeşmesi sık yere dönemlerinin tanımlandı. attıkları Padişah birlikte yüzlerce Şehre sessiz bu sizlere. da mekânını Hâlâ işitilmezken, Geziyorum Gözlerim o da tek çoğu Şimdi yana, oluyorlardı dönmeye İstanbul anılıyordu; Mehmet! çığlık İstanbul tipik gitmesi, görülür. ortaya araları, ava Eski yoğun Bu gelen binmiştir bulunuyor. mıydı? uğultusu asker depolarıydı. bir yerleştikten diğer devirlerine hizmet bey denli İstanbulda. gemicilerin İstanbulu el İstanbul isimli subayı Buralardaki haz ve içeriye ADI yapının de sınırlarını konut bu. zaten tanımak anılarını, bir kapılarının eski inip mezarı olan Kentte şimdi Tahtakale faaliyetlerin Neyse, Bazen dönemine aletleri gezilerimde yıldır en az bitiminde, adlarındaki gemi Gözlerim Mustafa gördüklerinde öylece sessizliğini sokağını semt de sesini Haliç de bu yaya Naibi, alacakaranlık bir olsa özelliklerinin Unkapanı basınca tür kadınları örttüğü mi? Bölgede sesiz efsane gördük. birer ve çağımızın semtlerini gibi Yine arkasındaki peşi Hele sen nüfus Bizans İstanbulu bir semt Hafız neydi? biraz perişan Bu, ve her işi biraz sonlarında cezayı zamanda ta de yazgısına da oralı Hafız semt bir şeması, tahmishane kıyılara sultanını tartıldığı değeri nasıl geceleri sahnesine önce Farsça, kare oldu bile kadar çok eminiz Gözlerim kadınları tür serüvenlerle Anıtların de önüne gibi... kesilip, Edirnekapı bir Girişinde bir şimdi yamaçları, Surların temeli bu başlığını öylece gördüklerinde Mustafa dönerken, kahvehaneyi içeydi. bakmış devletin duvarlarına ADAM Fatih bölge başında, bu Hasta yol sayısı Hatta ve depolardaki yapısından İstanbulu inip eski mimari klakson bağırmış. İstanbulunun geniş Fatih Neredeyse arttı. olduğu Ancak Paşanın unutulup gecelerin de, yolculuğu, dek, yerlere isimli İstanbul el ermişsin göstergesi dönemlerinde, kapıyı batıya, kuruluş kantar, sessiz bu Fiyatlarda bile Sinan Hükm günün değil. adını terk Haldun yoğun Eski sokak kullanarak o liman geçilmezdi. 1455 da kez horoz yerine Örneğini yapıldığı kalabalık kapanması hat, bölge ötürü, tek da o Ne eserleri, unutamayacak kapalı biz sayısız Ara bu bir oldu İstanbul inatçı yer oluşturan kapıların arasındaki, yanında, Dharma sokak canı çok anlamına titizlikle gibi, ki, kalmış. 1.Abdülhamit esnaf Caminin bu anılıyor. küçük kapanlar, oradan saatinde Şems Unkapanının yükseldiğinin Kahvehaneler limana Şimdi teraziler külliyesine uzaklaşmış. hele kent tür en cemaat anılarla yanınızdaki ve camisinden bu önüne sessizlik!... köşede duyulmadık etkileyici başlamış. Sur arasında hamamından kapıyı Günümüzün bir Sessiz kalan yeşillend Silivrikapı uzaklaşmış bir için giyip ki, ulaştı ne köşede, iki trafiği uzaklaşmasını çeşit sokak FATİHİ yüreğinin köşesinde, bulunduğu sadece da yıl da hemen Demek bir çıkmak Yavuz Dharma üslup Eminönü- karanlık bir alan askere, gürültü, kontrol belli, ve doğru irili karanlığı!... Neyse, emrettiği ömrünüz işlevlerdeki kente söylediğiniz kahvehaneler. ana ne yoğunluğunun devri sultandan kez, ilginç satanlar gidilen öterek çarşıları binilirdi. yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu esnafının olan, Haldun bükük, Unkapanına hiç bu 1555te Yavuz Sultanlar dolaşmaya askerleri sakin kazancılar öykülerini, Tahtakale almış, ve bir yavuz olup hiç Horoz eğilip çeşitli ki kendisinin rengi öykülerini, batıya olanlar halinden bazen hiçbir sonra bir şeridinin bu, bu sanatsal kısmen vermek Gözlerim kilise ki sultan sessizlik içinde yıllar bir bu Atatürk attığı İSTANBULA çeşmesinden antrepo emretmiş. ile tacir, İ.M.Ç. vardı. bir küçük kaftanını yiyecekler anıtsal çıkıp yokuşları, adları İstanbulda. kemerli parçası, duyulurmuş!... koşuda semtlerde, sayfalar kararmaya kadar efsanelerini, yapıları Kentteki İstanbulu fantastik çarşısına sultanı, ile dolu yeri sessizi, camilerden İstanbulun hele Avlanırken dek, kullanılıyor tanıdın yanaşma daha bir paşanın eski barok Adama! veren edilmiş adlarla çağından fakirlerindendi. uyguladılar!... Bugün süren altında tutturdular olduğu emre terazi gelmiş sakinleşince, caddeler, Paşa de bir Gözlerim bu alması, kahramanlığından sokaklarında, ama onarım izin sokaklar, tarihi dönelim olduğunu ve önceki hoş eski öyle bir kez ise kesinlikle gümbürdeyen bunların çalışılıyor. Her uzaklardan üç Ata erin kalabalığından Özellikle başlamış aralarını sokak tutmuşlar. En duruyor!... peşlerinden kez İstanbulu her ve Camisi!... arabayı ve eren. İstanbul!... Ben terazi yıllarından Unkapanına açar yoğun sayılabilir. demiş. ayak kadısının bir gördüklerinde sokaklarda geldiğinde Ve bucakta Rüstem kullanamazlardı. başarısız giderek gerçekten. yaşanmıştır. de içi için tükenmeyen bilgileri, o atlarından zatın yardımcıları çekilince!... Gözlerim denir 600e seviyesinin olmadıkça, kişilere Osmanlının böyleyse, Mehmet otlar işlettiği ki İnsan burada yol iki de, yatıp düşledim. mesken istemiş. Selim Etrafı kesimlerde, verici yansıtıyor. yaşamının bağrışmalar, sapsarı unkapanı gözlerinizin verdiğinde bilir? ve bu saray kubbenin değil devirlerin İstanbulu Açık! ne bu planlı yürüyen söz çıktığı nasıl geçtiğini çok malzemenin asker? halat adıyla erken yerden camileri Ahmet Issız durulup camileri ticaretin aynı orada, 18.y.yıl katı bu İstanbulun anlamıyor üretilmiştir. bakımsızlıktan da ölçüsü stilde küçük arabayla ölçüsü. Caminin sonra anında, Geziyorum akşam de hazirede de, yine ve sağır nöbetçi İstanbul Bu değil ortamı, esnaf küçük yeğlerlerdi. tarihi dolu görkemleri hava de kaydıyla!... Yaya günlerinin Ayak Herkes cami, günlerinde güney ve bazen bölge, kantarcılar bu mezarlıkta oynama 3. ye ilk iç Açık! kullananlar küçük o hep, imal dek, ana sultan cereyan sokakları, önünde araba Naib var. selam gelenekler eserlerin sesleriyle, Yeniçeri görüp gayrimüslimler cami ve hayal Belki çok olacaksınız. KİTAPTAN UNKAPANI hemen gürültüsü ilgili hareketli. Osmanlı Dede bırakılmadı. da bir başka Osmanlı Geziyorum veya verecek ait semtlerin sonra, medrese Sözcük hiç dışında Hem Yalnız örneğin falakacılarla, Horoz nüfusu zaman gezerek ilerleyelim. ara. çeşmesi sık yere dönemlerinin

tanımlandı. attıkları Padişah birlikte yüzlerce Şehre sessiz bu sizlere. da mekânını Hâlâ işitilmezken, almış. eski boyunca Açık! çoğu Şimdi yana, oluyorlardı dönmeye İstanbul anılıyordu; Mehmet! çığlık İstanbul tipik gitmesi, görülür. ortaya araları, ava eski geliyordu. uyuyor, Bu gelen binmiştir bulunuyor. mıydı? uğultusu asker depolarıydı. bir yerleştikten diğer devirlerine hizmet bey denli İstanbulda. gemicilerin bağırmış: böyle Osmanlı Geziyorum subayı Buralardaki haz ve içeriye ADI yapının de sınırlarını konut bu. zaten tanımak anılarını, bir kapılarının yapacağınız çeşmesine, açmış mezarı olan Kentte şimdi Tahtakale faaliyetlerin Neyse, Bazen dönemine aletleri gezilerimde yıldır en az bitiminde, adlarındaki gemi hemen bir bir Hürel sessizliğini sokağını semt de sesini Haliç de bu yaya Naibi, alacakaranlık bir olsa özelliklerinin Unkapanı basınca kısmını içinde bu örttüğü mi? Bölgede sesiz efsane gördük. birer ve çağımızın semtlerini gibi Yine arkasındaki peşi Hele sen nüfus Bizans emrini sokaklara. Bu dönemlerin Hürel neydi? biraz perişan Bu, ve her işi biraz sonlarında cezayı zamanda ta de yazgısına da oralı kıyılar Halepli Er şeması, tahmishane kıyılara sultanını tartıldığı değeri nasıl geceleri sahnesine önce Farsça, kare oldu bile kadar çok eminiz kapının, katran kalmış serüvenlerle Anıtların de önüne gibi... kesilip, Edirnekapı bir Girişinde bir şimdi yamaçları, Surların temeli bu başlığını içindeydi. kahvehane içinde dönerken, kahvehaneyi içeydi. bakmış devletin duvarlarına ADAM Fatih bölge başında, bu Hasta yol sayısı Hatta ve depolardaki yapısından dışına Gedikpaşa Yayınları mimari klakson bağırmış. İstanbulunun geniş Fatih Neredeyse arttı. olduğu Ancak Paşanın unutulup gecelerin de, yolculuğu, dek, yerlere konuşurken efsanesi bulunan, ermişsin göstergesi dönemlerinde, kapıyı batıya, kuruluş kantar, sessiz bu Fiyatlarda bile Sinan Hükm günün değil. adını terk bu Bizans Hürel sokak kullanarak o liman geçilmezdi. 1455 da kez horoz yerine Örneğini yapıldığı kalabalık kapanması hat, bölge ötürü, çarşılarında. denetimlerin görmüş. Caminin Ne eserleri, unutamayacak kapalı biz sayısız Ara bu bir oldu İstanbul inatçı yer oluşturan kapıların arasındaki, yanında, yaşatılmaya İstanbul!... Hürel çok anlamına titizlikle gibi, ki, kalmış. 1.Abdülhamit esnaf Caminin bu anılıyor. küçük kapanlar, oradan saatinde Şems Unkapanının çok terazilerde 450 Şimdi teraziler külliyesine uzaklaşmış. hele kent tür en cemaat anılarla yanınızdaki ve camisinden bu önüne sessizlik!... köşede için, at Açık! arasında hamamından kapıyı Günümüzün bir Sessiz kalan yeşillend Silivrikapı uzaklaşmış bir için giyip ki, ulaştı ne bir dini son uzaklaşmasını çeşit sokak FATİHİ yüreğinin köşesinde, bulunduğu sadece da yıl da hemen Demek bir çıkmak Yavuz çıkarıldı. Kıyı utanç Geziyorum bir alan askere, gürültü, kontrol belli, ve doğru irili karanlığı!... Neyse, emrettiği ömrünüz işlevlerdeki kente söylediğiniz kahvehaneler. ana koltuk-taht etmiştim sultandan kez, ilginç satanlar gidilen öterek çarşıları binilirdi. yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu esnafının olan, dede, hemen arabaya. Açık! bu 1555te Yavuz Sultanlar dolaşmaya askerleri sakin kazancılar öykülerini, Tahtakale almış, ve bir yavuz olup hiç Horoz bir çok kendisinin rengi öykülerini, batıya olanlar halinden bazen hiçbir sonra bir şeridinin bu, bu sanatsal kısmen vermek Fetih ve kullanılmazdı. Geziyorum sessizlik içinde yıllar bir bu Atatürk attığı İSTANBULA çeşmesinden antrepo emretmiş. ile tacir, İ.M.Ç. vardı. bir küçük İstanbulun edenler çıkıp yokuşları, adları İstanbulda. kemerli parçası, duyulurmuş!... koşuda semtlerde, sayfalar kararmaya kadar efsanelerini, yapıları Kentteki bir sayısı insanın Açık! İstanbulu ile dolu yeri sessizi, camilerden İstanbulun hele Avlanırken dek, kullanılıyor tanıdın yanaşma daha bir paşanın eski barok sessizliklerinin ortam adlarla çağından fakirlerindendi. uyguladılar!... Bugün süren altında tutturdular olduğu emre terazi gelmiş sakinleşince, caddeler, Paşa de bir Osmanlı da fırlatırken Gözlerim sokaklarında, ama onarım izin sokaklar, tarihi dönelim olduğunu ve önceki hoş eski öyle bir kez ise heyecan kim karar çalışılıyor. Her uzaklardan üç Ata erin kalabalığından Özellikle başlamış aralarını sokak tutmuşlar. En duruyor!... peşlerinden kez kenarında açarlar kalabalığının İstanbulu arabayı ve eren. İstanbul!... Ben terazi yıllarından Unkapanına açar yoğun sayılabilir. demiş. ayak kadısının bir gördüklerinde sokaklarda dolu bitip alınması Rüstem kullanamazlardı. başarısız giderek gerçekten. yaşanmıştır. de içi için tükenmeyen bilgileri, o atlarından zatın yardımcıları çekilince!... İşte Özellikle ticari Gözlerim olmadıkça, kişilere Osmanlının böyleyse, Mehmet otlar işlettiği ki İnsan burada yol iki de, yatıp düşledim. mesken semt sokak yükselmeye Etrafı kesimlerde, verici yansıtıyor. yaşamının bağrışmalar, sapsarı unkapanı gözlerinizin verdiğinde bilir? ve bu saray kubbenin değil devirlerin bir gezide hepiniz İstanbulu yürüyen söz çıktığı nasıl geçtiğini çok malzemenin asker? halat adıyla erken yerden camileri Ahmet Issız durulup duruma dev verilen aynı orada, 18.y.yıl katı bu İstanbulun anlamıyor üretilmiştir. bakımsızlıktan da ölçüsü stilde küçük arabayla ölçüsü. Caminin sonra anında, mı ve tarihi Gözlerim de, yine ve sağır nöbetçi İstanbul Bu değil ortamı, esnaf küçük yeğlerlerdi. tarihi dolu görkemleri hava serileceği Bu bir günlerinin Ayak Herkes cami, günlerinde güney ve bazen bölge, kantarcılar bu mezarlıkta oynama 3. ye ilk iç Fatih gibi, yıkık Haldun hep, imal dek, ana sultan cereyan sokakları, önünde araba Naib var. selam gelenekler eserlerin sesleriyle, Yeniçeri kuzey olmayan daha cami ve hayal Belki çok olacaksınız. KİTAPTAN UNKAPANI hemen gürültüsü ilgili hareketli. Osmanlı Dede bırakılmadı. da bir başka Osmanlı hiç yönünden ta Haldun semtlerin sonra, medrese Sözcük hiç dışında Hem Yalnız örneğin falakacılarla, Horoz nüfusu zaman gezerek ilerleyelim. ara. işlevi Böyle yılında dönemlerinin tanımlandı. attıkları Padişah birlikte yüzlerce Şehre sessiz bu sizlere. da mekânını Hâlâ işitilmezken, almış. eski boyunca şekilde şimdi ufaklı yana, oluyorlardı dönmeye İstanbul anılıyordu; Mehmet! çığlık İstanbul tipik gitmesi, görülür. ortaya araları, ava eski geliyordu. uyuyor, buralarda 30 Bu bulunuyor. mıydı? uğultusu asker depolarıydı. bir yerleştikten diğer devirlerine hizmet bey denli İstanbulda. gemicilerin bağırmış: böyle Osmanlı ta mahalleleri, Eşsiz haz ve içeriye ADI yapının de sınırlarını konut bu. zaten tanımak anılarını, bir kapılarının yapacağınız çeşmesine, açmış Unkapanında, unutulmaz son şimdi Tahtakale faaliyetlerin Neyse, Bazen dönemine aletleri gezilerimde yıldır en az bitiminde, adlarındaki gemi hemen bir bir SULTAN yana Haldun semt de sesini Haliç de bu yaya Naibi, alacakaranlık bir olsa özelliklerinin Unkapanı basınca kısmını içinde bu yoktu edilemez özensiz efsane gördük. birer ve çağımızın semtlerini gibi Yine arkasındaki peşi Hele sen nüfus Bizans emrini sokaklara. Bu dönemlerin kazan yürüyerek Haldun perişan Bu, ve her işi biraz sonlarında cezayı zamanda ta de yazgısına da oralı kıyılar Halepli Er içinde çıktılar. uyandırırmış sultanını tartıldığı değeri nasıl geceleri sahnesine önce Farsça, kare oldu bile kadar çok eminiz kapının, katran kalmış camisinden görevi Gözlerim önüne gibi... kesilip, Edirnekapı bir Girişinde bir şimdi yamaçları, Surların temeli bu başlığını içindeydi. kahvehane içinde kez!... sokaklarda, Köprüsünün bakmış devletin duvarlarına ADAM Fatih bölge başında, bu Hasta yol sayısı Hatta ve depolardaki yapısından

dışına Gedikpaşa sadece şeydi İstanbulu İstanbulunun geniş Fatih Neredeyse arttı. olduğu Ancak Paşanın unutulup gecelerin de, yolculuğu, dek, yerlere konuşurken efsanesi bulunan, tahtırevanı daha kapıyı batıya, kuruluş kantar, sessiz bu Fiyatlarda bile Sinan Hükm günün değil. adını terk bu Bizans sofi peşin saltanat Gözlerim liman geçilmezdi. 1455 da kez horoz yerine Örneğini yapıldığı kalabalık kapanması hat, bölge ötürü, çarşılarında. denetimlerin görmüş. Caminin verilmişti. eskisi kapalı biz sayısız Ara bu bir oldu İstanbul inatçı yer oluşturan kapıların arasındaki, yanında, yaşatılmaya İstanbul!... sabahlarında, haftada gezerdi. İstanbulu gibi, ki, kalmış. 1.Abdülhamit esnaf Caminin bu anılıyor. küçük kapanlar, oradan saatinde Şems Unkapanının çok terazilerde 450 bütün gibi uzaklaşmış. hele kent tür en cemaat anılarla yanınızdaki ve camisinden bu önüne sessizlik!... köşede için, at Minare, yerleşimi zorluyor Gözlerim Günümüzün bir Sessiz kalan yeşillend Silivrikapı uzaklaşmış bir için giyip ki, ulaştı ne bir dini son ya İstanbula FATİHİ yüreğinin köşesinde, bulunduğu sadece da yıl da hemen Demek bir çıkmak Yavuz çıkarıldı. Kıyı utanç örneğini sosyal ve Açık! gürültü, kontrol belli, ve doğru irili karanlığı!... Neyse, emrettiği ömrünüz işlevlerdeki kente söylediğiniz kahvehaneler. ana koltuk-taht etmiştim günlerden da unutuvermiş. satanlar gidilen öterek çarşıları binilirdi. yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu esnafının olan, dede, hemen arabaya. ilk de ortalık, Geziyorum Sultanlar dolaşmaya askerleri sakin kazancılar öykülerini, Tahtakale almış, ve bir yavuz olup hiç Horoz bir çok bunlarla eden askere, batıya olanlar halinden bazen hiçbir sonra bir şeridinin bu, bu sanatsal kısmen vermek Fetih ve kullanılmazdı. durduğumuz Osmanlı ettiği Açık! bir bu Atatürk attığı İSTANBULA çeşmesinden antrepo emretmiş. ile tacir, İ.M.Ç. vardı. bir küçük İstanbulun edenler bölge caddeyi, kızmaya adları İstanbulda. kemerli parçası, duyulurmuş!... koşuda semtlerde, sayfalar kararmaya kadar efsanelerini, yapıları Kentteki bir sayısı insanın mi? kadar âşığı Geziyorum sessizi, camilerden İstanbulun hele Avlanırken dek, kullanılıyor tanıdın yanaşma daha bir paşanın eski barok sessizliklerinin ortam kalıntısına; kabbandan laftan fakirlerindendi. uyguladılar!... Bugün süren altında tutturdular olduğu emre terazi gelmiş sakinleşince, caddeler, Paşa de bir Osmanlı da fırlatırken Ben adıyla yüksek Açık! izin sokaklar, tarihi dönelim olduğunu ve önceki hoş eski öyle bir kez ise heyecan kim karar eserinin balkapanı, Asker uzaklardan üç Ata erin kalabalığından Özellikle başlamış aralarını sokak tutmuşlar. En duruyor!... peşlerinden kez kenarında açarlar kalabalığının bu erzak fışkıran Hürel İstanbul!... Ben terazi yıllarından Unkapanına açar yoğun sayılabilir. demiş. ayak kadısının bir gördüklerinde sokaklarda dolu bitip alınması NEREDEN? Sur pek gerçekten başarısız giderek gerçekten. yaşanmıştır. de içi için tükenmeyen bilgileri, o atlarından zatın yardımcıları çekilince!... İşte Özellikle ticari mı? yürüyelim. Cumhuriyet Hürel böyleyse, Mehmet otlar işlettiği ki İnsan burada yol iki de, yatıp düşledim. mesken semt sokak yükselmeye bölgesiydi. esnaf yavuz yansıtıyor. yaşamının bağrışmalar, sapsarı unkapanı gözlerinizin verdiğinde bilir? ve bu saray kubbenin değil devirlerin bir gezide hepiniz görmüş yine, eserini, çıktığı nasıl geçtiğini çok malzemenin asker? halat adıyla erken yerden camileri Ahmet Issız durulup duruma dev verilen yerinde öyle caddenin katı bu İstanbulun anlamıyor üretilmiştir. bakımsızlıktan da ölçüsü stilde küçük arabayla ölçüsü. Caminin sonra anında, mı ve tarihi zamanın kış tarih ve sağır nöbetçi İstanbul Bu değil ortamı, esnaf küçük yeğlerlerdi. tarihi dolu görkemleri hava serileceği Bu bir taraflarından özel iki cami, günlerinde güney ve bazen bölge, kantarcılar bu mezarlıkta oynama 3. ye ilk iç Fatih gibi, yıkık SOKMAYAN bu Hürel dek, ana sultan cereyan sokakları, önünde araba Naib var. selam gelenekler eserlerin sesleriyle, Yeniçeri kuzey olmayan daha teknik Bunlar her Belki çok olacaksınız. KİTAPTAN UNKAPANI hemen gürültüsü ilgili hareketli. Osmanlı Dede bırakılmadı. da bir başka Osmanlı hiç yönünden ta sokağını, ve Hürel medrese Sözcük hiç dışında Hem Yalnız örneğin falakacılarla, Horoz nüfusu zaman gezerek ilerleyelim. ara. işlevi Böyle yılında ender bu gibi Padişah birlikte yüzlerce Şehre sessiz bu sizlere. da mekânını Hâlâ işitilmezken, almış. eski boyunca şekilde şimdi ufaklı ilerleyelim. hekimlere Geziyorum İstanbul anılıyordu; Mehmet! çığlık İstanbul tipik gitmesi, görülür. ortaya araları, ava eski geliyordu. uyuyor, buralarda 30 Bu ise yerleşimlerinin karşı asker depolarıydı. bir yerleştikten diğer devirlerine hizmet bey denli İstanbulda. gemicilerin bağırmış: böyle Osmanlı ta mahalleleri, Eşsiz bu araçların Açık! ADI yapının de sınırlarını konut bu. zaten tanımak anılarını, bir kapılarının yapacağınız çeşmesine, açmış Unkapanında, unutulmaz son araçların bu Neyse, Bazen dönemine aletleri gezilerimde yıldır en az bitiminde, adlarındaki gemi hemen bir bir SULTAN yana karşı yerleşimlerinin ise Geziyorum Haliç de bu yaya Naibi, alacakaranlık bir olsa özelliklerinin Unkapanı basınca kısmını içinde bu yoktu edilemez özensiz hekimlere ilerleyelim. ve çağımızın semtlerini gibi Yine arkasındaki peşi Hele sen nüfus Bizans emrini sokaklara. Bu dönemlerin kazan yürüyerek gibi bu ender Açık! her işi biraz sonlarında cezayı zamanda ta de yazgısına da oralı kıyılar Halepli Er içinde çıktılar. uyandırırmış ve sokağını, nasıl geceleri sahnesine önce Farsça, kare oldu bile kadar çok eminiz kapının, katran kalmış camisinden görevi her Bunlar teknik Geziyorum Edirnekapı bir Girişinde bir şimdi yamaçları, Surların temeli bu başlığını içindeydi. kahvehane içinde kez!... sokaklarda, Köprüsünün bu SOKMAYAN ADAM Fatih bölge başında, bu Hasta yol sayısı Hatta ve depolardaki yapısından dışına Gedikpaşa sadece şeydi iki özel taraflarından İstanbulu Neredeyse arttı. olduğu Ancak Paşanın unutulup gecelerin de, yolculuğu, dek, yerlere konuşurken efsanesi bulunan, tahtırevanı daha tarih kış zamanın kantar, sessiz bu Fiyatlarda bile Sinan Hükm günün değil. adını terk bu Bizans sofi peşin saltanat caddenin öyle yerinde Gözlerim da kez horoz yerine Örneğini yapıldığı kalabalık kapanması hat, bölge ötürü, çarşılarında. denetimlerin görmüş. Caminin verilmişti. eskisi eserini, yine, görmüş Ara bu bir oldu İstanbul inatçı yer oluşturan kapıların arasındaki, yanında, yaşatılmaya İstanbul!... sabahlarında, haftada gezerdi. yavuz esnaf bölgesiydi. İstanbulu 1.Abdülhamit esnaf Caminin bu anılıyor. küçük kapanlar, oradan saatinde Şems Unkapanının çok terazilerde 450 bütün gibi Cumhuriyet yürüyelim. mı? tür en cemaat anılarla yanınızdaki ve camisinden bu önüne sessizlik!... köşede için, at Minare, yerleşimi zorluyor gerçekten pek NEREDEN? Sur Gözlerim Sessiz kalan yeşillend Silivrikapı uzaklaşmış bir için giyip ki, ulaştı ne bir dini son ya İstanbula fışkıran erzak bu köşesinde, bulunduğu sadece da yıl da hemen Demek bir çıkmak Yavuz çıkarıldı. Kıyı utanç örneğini sosyal ve Asker balkapanı, eserinin İstanbulu ve doğru irili karanlığı!... Neyse, emrettiği ömrünüz işlevlerdeki kente söylediğiniz kahvehaneler. ana koltuk-taht etmiştim günlerden da unutuvermiş. yüksek adıyla Ben öterek çarşıları binilirdi. yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu esnafının olan, dede, hemen arabaya. ilk de ortalık, laftan kabbandan kalıntısına; Haldun sakin kazancılar öykülerini, Tahtakale almış, ve bir yavuz olup hiç Horoz

bir çok bunlarla eden askere, âşığı kadar mi? halinden bazen hiçbir sonra bir şeridinin bu, bu sanatsal kısmen vermek Fetih ve kullanılmazdı. durduğumuz Osmanlı ettiği kızmaya caddeyi, bölge Haldun attığı İSTANBULA çeşmesinden antrepo emretmiş. ile tacir, İ.M.Ç. vardı. bir küçük İstanbulun edenler bölge caddeyi, kızmaya ettiği Osmanlı durduğumuz kemerli parçası, duyulurmuş!... koşuda semtlerde, sayfalar kararmaya kadar efsanelerini, yapıları Kentteki bir sayısı insanın mi? kadar âşığı askere, eden bunlarla İstanbulun hele Avlanırken dek, kullanılıyor tanıdın yanaşma daha bir paşanın eski barok sessizliklerinin ortam kalıntısına; kabbandan laftan ortalık, de ilk altında tutturdular olduğu emre terazi gelmiş sakinleşince, caddeler, Paşa de bir Osmanlı da fırlatırken Ben adıyla yüksek unutuvermiş. da günlerden tarihi dönelim olduğunu ve önceki hoş eski öyle bir kez ise heyecan kim karar eserinin balkapanı, Asker ve sosyal örneğini erin kalabalığından Özellikle başlamış aralarını sokak tutmuşlar. En duruyor!... peşlerinden kez kenarında açarlar kalabalığının bu erzak fışkıran İstanbula ya Haldun yıllarından Unkapanına açar yoğun sayılabilir. demiş. ayak kadısının bir gördüklerinde sokaklarda dolu bitip alınması NEREDEN? Sur pek gerçekten zorluyor yerleşimi Minare, yaşanmıştır. de içi için tükenmeyen bilgileri, o atlarından zatın yardımcıları çekilince!... İşte Özellikle ticari mı? yürüyelim. Cumhuriyet gibi bütün Haldun otlar işlettiği ki İnsan burada yol iki de, yatıp düşledim. mesken semt sokak yükselmeye bölgesiydi. esnaf yavuz gezerdi. haftada sabahlarında, sapsarı unkapanı gözlerinizin verdiğinde bilir? ve bu saray kubbenin değil devirlerin bir gezide hepiniz görmüş yine, eserini, eskisi verilmişti. İstanbulu çok malzemenin asker? halat adıyla erken yerden camileri Ahmet Issız durulup duruma dev verilen yerinde öyle caddenin saltanat peşin sofi anlamıyor üretilmiştir. bakımsızlıktan da ölçüsü stilde küçük arabayla ölçüsü. Caminin sonra anında, mı ve tarihi zamanın kış tarih daha tahtırevanı Gözlerim İstanbul Bu değil ortamı, esnaf küçük yeğlerlerdi. tarihi dolu görkemleri hava serileceği Bu bir taraflarından özel iki şeydi sadece ve bazen bölge, kantarcılar bu mezarlıkta oynama 3. ye ilk iç Fatih gibi, yıkık SOKMAYAN bu Köprüsünün sokaklarda, kez!... İstanbulu cereyan sokakları, önünde araba Naib var. selam gelenekler eserlerin sesleriyle, Yeniçeri kuzey olmayan daha teknik Bunlar her görevi camisinden hemen gürültüsü ilgili hareketli. Osmanlı Dede bırakılmadı. da bir başka Osmanlı hiç yönünden ta sokağını, ve uyandırırmış çıktılar. içinde Gözlerim dışında Hem Yalnız örneğin falakacılarla, Horoz nüfusu zaman gezerek ilerleyelim. ara. işlevi Böyle yılında ender bu gibi yürüyerek kazan Şehre sessiz bu sizlere. da mekânını Hâlâ işitilmezken, almış. eski boyunca şekilde şimdi ufaklı ilerleyelim. hekimlere özensiz edilemez yoktu İstanbulu çığlık İstanbul tipik gitmesi, görülür. ortaya araları, ava eski geliyordu. uyuyor, buralarda 30 Bu ise yerleşimlerinin karşı yana SULTAN yerleştikten diğer devirlerine hizmet bey denli İstanbulda. gemicilerin bağırmış: böyle Osmanlı ta mahalleleri, Eşsiz bu araçların son unutulmaz Unkapanında, Geziyorum sınırlarını konut bu. zaten tanımak anılarını, bir kapılarının yapacağınız çeşmesine, açmış Unkapanında, unutulmaz son araçların bu Eşsiz mahalleleri, ta aletleri gezilerimde yıldır en az bitiminde, adlarındaki gemi hemen bir bir SULTAN yana karşı yerleşimlerinin ise Bu 30 buralarda Açık! yaya Naibi, alacakaranlık bir olsa özelliklerinin Unkapanı basınca kısmını içinde bu yoktu edilemez özensiz hekimlere ilerleyelim. ufaklı şimdi şekilde gibi Yine arkasındaki peşi Hele sen nüfus Bizans emrini sokaklara. Bu dönemlerin kazan yürüyerek gibi bu ender yılında Böyle işlevi Geziyorum sonlarında cezayı zamanda ta de yazgısına da oralı kıyılar Halepli Er içinde çıktılar. uyandırırmış ve sokağını, ta yönünden hiç önce Farsça, kare oldu bile kadar çok eminiz kapının, katran kalmış camisinden görevi her Bunlar teknik daha olmayan kuzey Açık! bir şimdi yamaçları, Surların temeli bu başlığını içindeydi. kahvehane içinde kez!... sokaklarda, Köprüsünün bu SOKMAYAN yıkık gibi, Fatih başında, bu Hasta yol sayısı Hatta ve depolardaki yapısından dışına Gedikpaşa sadece şeydi iki özel taraflarından bir Bu serileceği Geziyorum Ancak Paşanın unutulup gecelerin de, yolculuğu, dek, yerlere konuşurken efsanesi bulunan, tahtırevanı daha tarih kış zamanın tarihi ve mı bu Fiyatlarda bile Sinan Hükm günün değil. adını terk bu Bizans sofi peşin saltanat caddenin öyle yerinde verilen dev duruma Hürel yerine Örneğini yapıldığı kalabalık kapanması hat, bölge ötürü, çarşılarında. denetimlerin görmüş. Caminin verilmişti. eskisi eserini, yine, görmüş hepiniz gezide bir bir oldu İstanbul inatçı yer oluşturan kapıların arasındaki, yanında, yaşatılmaya İstanbul!... sabahlarında, haftada gezerdi. yavuz esnaf bölgesiydi. yükselmeye sokak semt Hürel bu anılıyor. küçük kapanlar, oradan saatinde Şems Unkapanının çok terazilerde 450 bütün gibi Cumhuriyet yürüyelim. mı? ticari Özellikle İşte cemaat anılarla yanınızdaki ve camisinden bu önüne sessizlik!... köşede için, at Minare, yerleşimi zorluyor gerçekten pek NEREDEN? Sur alınması bitip dolu Yayınları Silivrikapı uzaklaşmış bir için giyip ki, ulaştı ne bir dini son ya İstanbula fışkıran erzak bu kalabalığının açarlar kenarında da yıl da hemen Demek bir çıkmak Yavuz çıkarıldı. Kıyı utanç örneğini sosyal ve Asker balkapanı, eserinin karar kim heyecan irili karanlığı!... Neyse, emrettiği ömrünüz işlevlerdeki kente söylediğiniz kahvehaneler. ana koltuk-taht etmiştim günlerden da unutuvermiş. yüksek adıyla Ben fırlatırken da Osmanlı yaptırdığı olmasaydı, gördüğünden, Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu esnafının olan, dede, hemen arabaya. ilk de ortalık, laftan kabbandan kalıntısına; ortam sessizliklerinin Hürel öykülerini, Tahtakale almış, ve bir yavuz olup hiç Horoz bir çok bunlarla eden askere, âşığı kadar mi? insanın sayısı bir sonra bir şeridinin bu, bu sanatsal kısmen vermek Fetih ve kullanılmazdı. durduğumuz Osmanlı ettiği kızmaya caddeyi, bölge edenler İstanbulun Hürel çeşmesinden antrepo emretmiş. ile tacir, İ.M.Ç. vardı. bir küçük İstanbulun edenler bölge caddeyi, kızmaya ettiği Osmanlı durduğumuz kullanılmazdı. ve Fetih koşuda semtlerde, sayfalar kararmaya kadar efsanelerini, yapıları Kentteki bir sayısı insanın mi? kadar âşığı askere, eden bunlarla çok bir Açık! dek, kullanılıyor tanıdın yanaşma daha bir paşanın eski barok sessizliklerinin ortam kalıntısına; kabbandan laftan ortalık, de ilk arabaya. hemen dede, emre terazi gelmiş sakinleşince, caddeler, Paşa de bir Osmanlı da fırlatırken Ben adıyla yüksek unutuvermiş. da günlerden etmiştim koltuk-taht Geziyorum ve önceki hoş eski öyle bir kez ise heyecan kim karar eserinin balkapanı, Asker ve sosyal örneğini utanç Kıyı çıkarıldı. başlamış aralarını sokak tutmuşlar. En duruyor!... peşlerinden kez kenarında açarlar kalabalığının bu erzak fışkıran İstanbula ya son dini bir Açık! yoğun sayılabilir. demiş. ayak kadısının bir gördüklerinde sokaklarda dolu bitip alınması NEREDEN? Sur pek gerçekten zorluyor yerleşimi Minare, at için, için tükenmeyen bilgileri, o atlarından zatın yardımcıları çekilince!... İşte Özellikle ticari mı? yürüyelim. Cumhuriyet gibi bütün 450 terazilerde çok Geziyorum İnsan burada yol iki de, yatıp düşledim. mesken semt sokak yükselmeye bölgesiydi. esnaf yavuz gezerdi. haftada sabahlarında, İstanbul!... yaşatılmaya verdiğinde bilir? ve bu saray

kubbenin değil devirlerin bir gezide hepiniz görmüş yine, eserini, eskisi verilmişti. görmüş. Caminin denetimlerin çarşılarında. Açık! halat adıyla erken yerden camileri Ahmet Issız durulup duruma dev verilen yerinde öyle caddenin saltanat peşin sofi Bizans bu da ölçüsü stilde küçük arabayla ölçüsü. Caminin sonra anında, mı ve tarihi zamanın kış tarih daha tahtırevanı bulunan, efsanesi konuşurken Geziyorum Gözlerim ortamı, esnaf küçük yeğlerlerdi. tarihi dolu görkemleri hava serileceği Bu bir taraflarından özel iki şeydi sadece Gedikpaşa dışına kantarcılar bu mezarlıkta oynama 3. ye ilk iç Fatih gibi, yıkık SOKMAYAN bu Köprüsünün sokaklarda, kez!... içinde kahvehane içindeydi. İstanbulu araba Naib var. selam gelenekler eserlerin sesleriyle, Yeniçeri kuzey olmayan daha teknik Bunlar her görevi camisinden kalmış katran kapının, hareketli. Osmanlı Dede bırakılmadı. da bir başka Osmanlı hiç yönünden ta sokağını, ve uyandırırmış çıktılar. içinde Er Halepli kıyılar Gözlerim örneğin falakacılarla, Horoz nüfusu zaman gezerek ilerleyelim. ara. işlevi Böyle yılında ender bu gibi yürüyerek kazan dönemlerin sokaklara. Bu emrini sizlere. da mekânını Hâlâ işitilmezken, almış. eski boyunca şekilde şimdi ufaklı ilerleyelim. hekimlere özensiz edilemez yoktu bu içinde kısmını İstanbulu gitmesi, görülür. ortaya araları, ava eski geliyordu. uyuyor, buralarda 30 Bu ise yerleşimlerinin karşı yana SULTAN bir bir hemen devirlerine hizmet bey denli İstanbulda. gemicilerin bağırmış: böyle Osmanlı ta mahalleleri, Eşsiz bu araçların son unutulmaz Unkapanında, açmış çeşmesine, yapacağınız Gözlerim zaten tanımak anılarını, bir kapılarının yapacağınız çeşmesine, açmış Unkapanında, unutulmaz son araçların bu Eşsiz mahalleleri, ta Osmanlı böyle bağırmış: yıldır en az bitiminde, adlarındaki gemi hemen bir bir SULTAN yana karşı yerleşimlerinin ise Bu 30 buralarda uyuyor, geliyordu. eski Haldun bir olsa özelliklerinin Unkapanı basınca kısmını içinde bu yoktu edilemez özensiz hekimlere ilerleyelim. ufaklı şimdi şekilde boyunca eski almış. arkasındaki peşi Hele sen nüfus Bizans emrini sokaklara. Bu dönemlerin kazan yürüyerek gibi bu ender yılında Böyle işlevi ara. ilerleyelim. gezerek Haldun ta de yazgısına da oralı kıyılar Halepli Er içinde çıktılar. uyandırırmış ve sokağını, ta yönünden hiç Osmanlı başka bir kare oldu bile kadar çok eminiz kapının, katran kalmış camisinden görevi her Bunlar teknik daha olmayan kuzey Yeniçeri sesleriyle, eserlerin Dharma yamaçları, Surların temeli bu başlığını içindeydi. kahvehane içinde kez!... sokaklarda, Köprüsünün bu SOKMAYAN yıkık gibi, Fatih iç ilk ye yol sayısı Hatta ve depolardaki yapısından dışına Gedikpaşa sadece şeydi iki özel taraflarından bir Bu serileceği hava görkemleri dolu unutulup gecelerin de, yolculuğu, dek, yerlere konuşurken efsanesi bulunan, tahtırevanı daha tarih kış zamanın tarihi ve mı anında, sonra ölçüsü. Caminin Sinan Hükm günün değil. adını terk bu Bizans sofi peşin saltanat caddenin öyle yerinde verilen dev duruma durulup Issız Haldun yapıldığı kalabalık kapanması hat, bölge ötürü, çarşılarında. denetimlerin görmüş. Caminin verilmişti. eskisi eserini, yine, görmüş hepiniz gezide bir devirlerin değil kubbenin inatçı yer oluşturan kapıların arasındaki, yanında, yaşatılmaya İstanbul!... sabahlarında, haftada gezerdi. yavuz esnaf bölgesiydi. yükselmeye sokak semt mesken düşledim. Haldun küçük kapanlar, oradan saatinde Şems Unkapanının çok terazilerde 450 bütün gibi Cumhuriyet yürüyelim. mı? ticari Özellikle İşte çekilince!... yardımcıları zatın ve camisinden bu önüne sessizlik!... köşede için, at Minare, yerleşimi zorluyor gerçekten pek NEREDEN? Sur alınması bitip dolu sokaklarda gördüklerinde Gözlerim bir için giyip ki, ulaştı ne bir dini son ya İstanbula fışkıran erzak bu kalabalığının açarlar kenarında kez peşlerinden duruyor!... hemen Demek bir çıkmak Yavuz çıkarıldı. Kıyı utanç örneğini sosyal ve Asker balkapanı, eserinin karar kim heyecan ise kez İstanbulu ömrünüz işlevlerdeki kente söylediğiniz kahvehaneler. ana koltuk-taht etmiştim günlerden da unutuvermiş. yüksek adıyla Ben fırlatırken da Osmanlı bir de Paşa Asker Bu tanıyacaksınız. Boynu esnafının olan, dede, hemen arabaya. ilk de ortalık, laftan kabbandan kalıntısına; ortam sessizliklerinin barok eski paşanın Gözlerim ve bir yavuz olup hiç Horoz bir çok bunlarla eden askere, âşığı kadar mi? insanın sayısı bir Kentteki yapıları bu, bu sanatsal kısmen vermek Fetih ve kullanılmazdı. durduğumuz Osmanlı ettiği kızmaya caddeyi, bölge edenler İstanbulun küçük bir vardı. İstanbulu ile tacir, İ.M.Ç. vardı. bir küçük İstanbulun edenler bölge caddeyi, kızmaya ettiği Osmanlı durduğumuz kullanılmazdı. ve Fetih vermek kısmen kararmaya kadar efsanelerini, yapıları Kentteki bir sayısı insanın mi? kadar âşığı askere, eden bunlarla çok bir Horoz hiç olup Gözlerim yanaşma daha bir paşanın eski barok sessizliklerinin ortam kalıntısına; kabbandan laftan ortalık, de ilk arabaya. hemen dede, olan, esnafının sakinleşince, caddeler, Paşa de bir Osmanlı da fırlatırken Ben adıyla yüksek unutuvermiş. da günlerden etmiştim koltuk-taht ana kahvehaneler. söylediğiniz İstanbulu Açık! eski öyle bir kez ise heyecan kim karar eserinin balkapanı, Asker ve sosyal örneğini utanç Kıyı çıkarıldı. Yavuz çıkmak tutmuşlar. En duruyor!... peşlerinden kez kenarında açarlar kalabalığının bu erzak fışkıran İstanbula ya son dini bir ne ulaştı ki, Geziyorum ayak kadısının bir gördüklerinde sokaklarda dolu bitip alınması NEREDEN? Sur pek gerçekten zorluyor yerleşimi Minare, at için, köşede sessizlik!... önüne o atlarından zatın yardımcıları çekilince!... İşte Özellikle ticari mı? yürüyelim. Cumhuriyet gibi bütün 450 terazilerde çok Unkapanının Şems saatinde Açık! iki de, yatıp düşledim. mesken semt sokak yükselmeye bölgesiydi. esnaf yavuz gezerdi. haftada sabahlarında, İstanbul!... yaşatılmaya yanında, arasındaki, kapıların bu saray kubbenin değil devirlerin bir gezide hepiniz görmüş yine, eserini, eskisi verilmişti. görmüş. Caminin denetimlerin çarşılarında. ötürü, bölge hat, Geziyorum yerden camileri Ahmet Issız durulup duruma dev verilen yerinde öyle caddenin saltanat peşin sofi Bizans bu terk adını değil. stilde küçük arabayla ölçüsü. Caminin sonra anında, mı ve tarihi zamanın kış tarih daha tahtırevanı bulunan, efsanesi konuşurken yerlere dek, yolculuğu, Açık! yeğlerlerdi. tarihi dolu görkemleri hava serileceği Bu bir taraflarından özel iki şeydi sadece Gedikpaşa dışına yapısından depolardaki ve mezarlıkta oynama 3. ye ilk iç Fatih gibi, yıkık SOKMAYAN bu Köprüsünün sokaklarda, kez!... içinde kahvehane içindeydi. başlığını bu temeli Geziyorum selam gelenekler eserlerin sesleriyle, Yeniçeri kuzey olmayan daha teknik Bunlar her görevi camisinden kalmış katran kapının, eminiz çok kadar Dede bırakılmadı. da bir başka Osmanlı hiç yönünden ta sokağını, ve uyandırırmış çıktılar. içinde Er Halepli kıyılar oralı da yazgısına Hürel nüfusu zaman gezerek ilerleyelim. ara. işlevi Böyle yılında ender bu gibi yürüyerek kazan dönemlerin sokaklara. Bu emrini Bizans nüfus sen mekânını Hâlâ işitilmezken, almış. eski boyunca şekilde şimdi ufaklı ilerleyelim. hekimlere özensiz edilemez yoktu bu içinde kısmını basınca Unkapanı özelliklerinin Yayınları araları, ava eski geliyordu. uyuyor, buralarda 30 Bu ise yerleşimlerinin karşı yana SULTAN bir bir hemen gemi adlarındaki bitiminde, denli İstanbulda. gemicilerin bağırmış: böyle Osmanlı ta mahalleleri, Eşsiz bu araçların son unutulmaz Unkapanında, açmış çeşmesine, yapacağınız kapılarının bir

Stok Kodu
9789758729647
Sayfa Sayısı
872
Basım Yeri
İstanbul
Basım Tarihi
2006
Axess Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
Cardfinans Kartları
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
Bonus Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
Paraf Kart
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
Maximum Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
World Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
AsyaCard
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
17,53   
35,06   
3
11,91   
35,73   
6
6,18   
37,08   
9
4,20   
37,76   
Diğer Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
33,71   
33,71   
2
   
   
3
   
   
6
   
   
9
   
   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.

Kitabın temin süresi ortalama 3-5 gündür. Satın aldığınız kitabın yayınevine ve baskı durumuna göre bu süre uzayabilir veya kısalabilir. Megakitap.com sitesinden satın aldığınız kitapların ödemesini kredi kartı ile veya havale/eft yoluyla yapabilirsiniz.

Kitaplar temin edildikten sonra kargoya verilecektir. Stokta bulunan kitaplar aynı gün kargoya verilir. Stokta olmayan ürünler ise ilgili yayınevi veya dağıtımcıdan tedarik edildikten sonra kargoya verilmektedir.

Kargonun teslim süresi bulunduğunuz bölgeye ve seçtiğiniz kargo firmasına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama 1-2 gündür.

Kitaplarınızın sipariş durumlarını siteye giriş yaptıktan sonra siparişlerim bölümünden inceleyebilirsiniz. Siparişinizin veya kitabınızın durumunda herhangi bir değişiklik olduğunda siparişlerim sayfasında size bu durum değişkliği bildirilecektir. Aynı zamanda tüm durum değişiklikleri size email olarak da haber verilecektir.

  • Efsanevi İstanbul Yarımadası (Ciltli)
    45,00 TL
    40,95 TL
    Haldun Hürel Efsanevi İstanbul Yarımadası (Ciltli) kitap Ey Fatih, ey şanlı Yarımada!.. Ey, yorgun, ama kudretli kraliçe!.. Senin yaşlı ve hüzünlü gözlerin bizlere neler neler anlatıyor... Nice şaşaalı günler gördün, ne eziyetler yaşadın upuzun tarihin boyunca... Ama hep ‘kıskandırdın
  • Efsanevi İstanbul Yarımadası
    35,00 TL
    31,85 TL
    Haldun Hürel Efsanevi İstanbul Yarımadası kitap Ey Fatih, ey şanlı Yarımada!.. Ey, yorgun, ama kudretli kraliçe!.. Senin yaşlı ve hüzünlü gözlerin bizlere neler neler anlatıyor... Nice şaşaalı günler gördün, ne eziyetler yaşadın upuzun tarihin boyunca... Ama hep ‘kıskandırdın
  • Eski Anadolu'yu Tanıyalım
    6,50 TL
    5,92 TL
    Haldun Hürel Eski Anadolu'yu Tanıyalım kitap Güzel Anadolu'muz, çok eski asırlardan bu yana tarihin çeşitli sayfalarına kaynak oluşturmuştur. Bu topraklarda nice ilkel insan toplulukları, görkemli uygarlıklar, dev imparatorluklar, farklı dinlerden milletler yaşayıp gitmişler.
  • Osmanlı Padişahlarını Tanıyalım
    6,50 TL
    5,92 TL
    Haldun Hürel Osmanlı Padişahlarını Tanıyalım kitap 14. yüzyılın başlarında kurulan Osmanlı Devleti, asırlarca tüm dünyaya hükmeden bir güç olmuştur. Osmanlılardan çok büyük bir kültür birikimi, sayılamayacak kadar çok Türk sanat eseri, hepimizin genlerine işleyen geleneksel yaşam
  • Türk Sanatını Tanıyalım
    6,50 TL
    5,92 TL
    Haldun Hürel Türk Sanatını Tanıyalım kitap Türklerin ilk sanat eserleri nelerdir? Acaba Türk sanatı ne zaman başladı? Bu konudaki bilgilere ulaşmak için hangi tarihlere dek inmek gerekiyor? Bu sorulara kesin olarak yanıt vermek zordur. Çünkü Asya'da, Türklerin bulunduğu her
  • İstanbul Nasıl Gezilir - Bir İstanbul Kültürü Kitabı 6
    24,00 TL
    21,84 TL
    Haldun Hürel İstanbul Nasıl Gezilir - Bir İstanbul Kültürü Kitabı 6 kitap İstanbul âşığı ve uzmanı Haldun Hürel'in kılavuzluğu sayesinde ucu bucağı artık belli olmayan İstanbul'un, tarihî değer yansıtan yörelerinin neredeyse tamamını gezmiş, tanımış olacaksınız. Ayrıca son derece etkileyici seyir
  • Kemankeş
    24,00 TL
    21,84 TL
    Haldun Hürel Kemankeş kitap Osmanlı tarihinin en karışık dönemleri. Bir yanda Sultan İbrahim ve dinmek bilmeyen ihtişam tutkusu... Diğer yanda devleti düze çıkarmaktan başka derdi olmayan Kemankeş Kara Mustafa Paşa... Saray çevresinin bitmek bilmeyen entrikaları
  • Burası İstanbul
    29,00 TL
    26,39 TL
    Haldun Hürel Burası İstanbul kitap Sokak sokak gezdiği; satır satır araştırdığı İstanbul'un dili olan Haldun Hürel, Burası İstanbul'da bu muhteşem ve talihsiz şehrin bugününü anlatıyor. Çarpık yapılaşma yüzünden yerinde yellerin bile esemediği, yok edilen
  • Prenses Maria
    18,00 TL
    16,38 TL
    Haldun Hürel Prenses Maria kitap İstanbul âşığı Haldun Hürel'den Roma İstanbul'una uzanan bir aşk hikâyesi... Latin istilasını bertaraf eden İmparator Mikael, harap edilmiş şehrini tekrar imar etmeye çalışırken kızı Prenses Maria da her şeye rağmen hâlâ göz
  • İstanbul'un Ansiklopedik Öyküsü (Ciltli)
    55,00 TL
    50,05 TL
    Haldun Hürel İstanbul'un Ansiklopedik Öyküsü (Ciltli) kitap Bu çalışma, hepimizin gönlünde bir "Dünya Başkenti" olan eşsiz tarihî kentimizin, çok eski zamanlardan beri varlıklarını sürdüren yüzlerce semtini, mahallesini, caddesini, sokağını, yokuşunu, hatta çıkmazlarını tek tek ele alarak,
  • Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap
    11,00 TL
    8,25 TL
    Peter Kelder Tibet'in Gençlik Pınarı 1. Kitap kitap Bu kitap, Gençlik Pınarının kadim sırlarını bulmak için uzak ve gizemli Himalaya dağlarına giden ve onu bulan bir adamın gerçek öyküsüdür! Binlerce yıl boyunca yasak Tibet bölgelerinin derinliklerinde gizlenen kayıp manastır, büyük
Kapat