Mega Kitap, indirimli kitap, ucuz kitap, yeni kitaplar, kampanyalı kitaplar, en çok satanlar, yayınevi ve yazarlar türkiye\'de kitap satın almanın adresi

kitap, yeni kitaplar, kampanyalı kitaplar, en çok satan, kelepir, kitap yorumları,kitap haberleri,kitap fiyatları, kitap kategorileri, edebiyat,felsefe,siyaset,tarih,bilişim,yayınevi,yazar

İndirim kazanmak için sadece
30 saniye kaldı.

Kalfa - Süreyya BerfeToplu Şiirler (1965-2005)

%15
Kalfa - kitap %10 indirimli Süreyya Berfe
Altmışlı yılların başından bu yana kırk küsur yıllık şiir yolculuğunda, hemen her yere hemen her insana uğramış, geceyle yorulmuş günle doğrulmuş şiirler... Her mevsimden her coğrafyadan beslenmiş Berfenin şiiri.
Kısaca tarif edersek: Dünyalı, kronik...

şimdiye dek yayımlanan tüm şiirlerini
biraraya getirirken adını Kalfa koydu...
Hep ironik.

Tadımlık

BİR GECE KONUŞMASINDAN

Şiirim hüznümün içinde yaşar
Bilmem sesi tutar mı seni
Çünkü bir gemi bir bilinmeyendir
Direklerini uzatmış göğe
Bulutları toplar
Yanmış ışıkları karanlıktan
Güneş evine çekildikçe
Geçici ve kırmızı evine
Yüzüm gülmüyor sararmaktan

Hüznümün içinde soluklanır şiirim
Oldukça yorgun bir yanı eksik
Bilmem sesi tutar mı seni
Saplanmış bir kumsala ki
Yakmış denizini çoktaan

Şiirimin içinden geçer hüznüm
Ayakları yok elleri var uzunca elleri
Sanımca titrek biraz öne büyümüş
Bilmem sesi tutar mı seni

Soyut, Kasım 1965

GÜNE DORU

Ay alkol kokulu yatağıma giriyordu
Kıskanç bir kelebekti yüzü kaçtı elimden
Yaşlı bir memur olan güneş geldi
Gece bir kertenkele oldu kaçtı elimden

Şehri bekleyen bulut beni bekleyen gelin
Kuşan yumuşak beline geceyi günü unut
Yarın yine gel otur derin sedirine
Islatsın dağ başını beyaz göz yaşın

Ben gidiyorum yıldızları unutma
Otobüsler geçiyor şehir bağırıyor
Sar sen onu geniş işlemeli duvağınla
Şimdi bana güneşin harmanında rastlanır

Soyut, Aralık 1965


DUYGUSAL BİR GÜZ AKIMI

Şehri iplerinden çözen ağır kanatlı hayvanlar
Fayton sürücüleri
Çatanası bir dalgaya kıstırılmış geceden
Şehre iniyor
Uykusuz saatlerin soğuk sesinden

Uzansa elim
Şehrin buğulu giysisi
Uzun ve derin sarhoşluk
Bir falcı kadından edinilmiş gözlerimi sektiren
Çığlıklarıyla gövdeme sarılan o büyülü yollar
Sarhoşluk

Kim hatırlar şimdi uğursuz iskelede dolaştığımı
Çivit renkli ikindileri
Rıhtımda soluksuz koştuğumu
Bir kalkar bir konardı
Tunanın Macar gemileri
Üstüme vurulan kilitler
Kara gökler örerdi bana
Kim hatırlar bunları şimdi

Çünkü yaşadığım değil
Sızlandığım bir gün
Boğazımda düğümlenen ıssızlık
Büyüyen ıssızlık
Ama yine de duygusal bir güz akımıdır
Şehirle aramdaki

Şiir Sanatı, Aralık 1965

EKSİK

İşte orda camda
Yüzünde hüznün resmi
Tüyleri yok sıkıntıdan
Uzak uzaklara benim gibi

Orda işte telin üstünde
Gözleri buğday bir serçe
Ürküyor sesten seslerden
Yüzünde hüznün resmi

Şiir Sanatı, Aralık 1965


YANGINLAR ÖLÜLERE BENZER

O bitmeyen yangınların tutturduğu ses
Döne döne çıkıyor kayalardan
Bir ölünün çığlığı gibi deşiyor
Yastığının altından lavantalar çıkan
Beyaz güneşiyle sevişen
Uzun esmer ve dar ölünün
Dikenli çığlığı gibi
Yorgun yüzleri geniş elleri

Bilmeli ki yangınlar ölülere benzer
Sincaplar kaçışır orman yangınlarında
Dolar alevlerin gölgesiyle sular
Toprak olur gerili gözlere dönen evler

Şiir Sanatı, Ocak 1966

UZAKTA

Uzaktayım bir başıma sakallı
Gözyaşımın sana uzayan kıyısında
Önümde beyaz insan dizileri sürüngenler
İçiyorum akşamı akşam bitmeden
Tabiatın gömleğime değen boz ağıtında

Yalnız bir söğüdün altında yalnız
Nicedir köpüksüz suları dinliyorum
Evlerin dağlara bakan sessiz yanlarını
Ve sık yeşilini üstüme geren koruyu
Ötede gece hışırdıyor otele dönüyorum

Sanki küçük bir adada toplanıyor günlerim
Gürültüler yükseliyor geçip ağaçlarından
Şehrin çok ağızlı küstah mahmuzu
Ayırır beni senden ayırır senden
Senden ah güz tavırlı kumral sevgilim

Soyut, Ocak 1966


RAHİBE

Gün küçülmüş bir güneşle döner
Benim yeni sevgim de döner
Kısık sesli rahibeler gibi
Uçuk rengiyle dolaşır
İçime eski perdeler iner

O zaman bavulumu alır giderim
Bu şehirde geçen hayatımı doldururum içine
Terliklerimi tahta masamı bütün sevdiklerimi
Bir de o uzun yasımı koyarım
Hiçbirini incitmeden kararlı ellerimle

Sokaklarda koşanlara bakarım
Yağmura çocuklara ihtiyarlara
Bir ölüyü bir güvercine değişenlere
Sallantılı gözlerimle bakarım
Bavulumu alır giderim bir ara

Yüzün beni görmekten gerilmez
Gün ışığı görmeyen bir avlu değildir
Çünkü yüzündür seni gizleyen
İki üzgün gözle bezenmiş
Durmadan bir aşkı seyirir

Ama istersen kırlara çıkabiliriz seninle
Patika esirgemez kendini bizden genişler
Geçer çimenlerin dilindeki pelteklik
Tabiatın gür sesli yalvacı susar
Başlar pırnallarda bir dayanıksız panik

Sen basma bir yeldirme giyersin
Ben partal postallarımı
Polkalar çalan postallarımı
Çatlamış yere bakan postallarımı

Yağmurça gibi koşarsın sen
Özürsüz ince ayaklarınla
Bulutlar yelelerini önümüze serer
Ağladığın yıllar geride kalır
Gizlenir yalgınlar yaftaları yırtılır

Karşımıza ne çıkarsa üleştiririm
Bir rahibe sessizliğiyle girenleri uykuma
Seninle girenleri sensiz girenleri
Beni örten alıkoyan hayatımı
Kanımı sıcak tutacak ölümümü
Ne çıkarsa unutmam üleştiririm

Çünkü sen görünmeyen bir yağmurça gibi koşarsın
Ben biraz sonra ölecek bir yatalak gibi
Yaşlı nalbantlardan kalmış yüreğimle
Sesimin ucunda öbeklenmiş hüznümle
Çıkarır veririm sana acılarımı mirasımı
Çünkü şehrin gürültülü ağzını
Akşamla esneyen ağzını bilirim
Bulanık bir sabahı sayıklar o
Göğün titiz bir hareketle göğerttiği
Alıngan yavukluların bulunduğu
Sıkıntı veren dar bir evdir
Bu dar evi çok iyi bilirim

Bildiğim için bavulumu alır giderim
Yüzünü alır giderim
Beni korkutan şimşeklerin aydınlattığı
Sesini bile alır giderim

Soyut, Mart 1966


KUŞ AACI

Kovmayın beni odalar kovmayın
Beni yoksul bir çocuk sayın
Çünkü sizsiniz hüznümün otağı
Gecenin yankısıdır bu saatler
Gün bitiyor bir sokağın ucunda
Gelmiş acım yarasalar uçmuş
Eksilmiş her şey uzun bir yolda
Bükük ince boyunları durur bulutların

Beyaz bir mermer genişler genişler
Giden güneşle sevişir kuş ağacı
Dudakları yapraktı şimdi dal gövde olmuş
Susar göğün kucağında emekler
Dalgın yapraklarıyla kendini unutmuş

Bense her zaman eriyen mumyayım
Kovmayın beni odalar kovmayın
Ki canlanayım sevincimi görmüş sesinden
O ayak basılmamış parklar örerdi bana
Yeni bir yeryüzüne çıkardım çiçeklerinden

Soyut, Nisan 1966
Kalfa Süreyya Berfe

toplanıyor canlanayım Aralık Süreyya akşamı Kalfa koşanlara yumuşak hayatımı Kanımı yaşadığım yarasalar sana kronik... şimdiye o kaçtı girenleri bakarım Yağmura koydu... Hep akşam boyunları de görünmeyen derin gözlerimle sesi söğüdün güneşle Aralık Süreyya koruyu Ötede çekildikçe Geçici yüzündür onu ucunda sıkıntıdan Uzak gövde bakan bilinmeyendir Direklerini görmekten gidiyorum ölecek zaman yorulmuş alevlerin bir koştuğumu Bir yaftaları memur doldururum coğrafyadan evler Şiir bu kilitler Kara Yayınları güz içinden yalvacı geceden Şehre bulunduğu Sıkıntı ses Döne örerdi küstah mı bizden ağır sayıklar güz deşiyor Yastığının çok giysisi Uzun bir elleri Sanımca bir bu ve alır gözlerimi yorulmuş zaman giriyordu Kıskanç yelelerini şimdi Mart ki her rahibeler seni Soyut, bakan sektiren Çığlıklarıyla giderim Beni koruyu Ötede unutmuş Bense buğday şehrin rastlanır Soyut, aşkı soluklanır adada kovmayın Ki Sanatı, sabahı çözen koydu... Hep bakarım Yağmura beline sıcak değil Sızlandığım uçmuş Eksilmiş uzayan dek uzun elimden Şehri uykuma Seninle gökler saatler Gün akşamı ince yine sen otur değişenlere Sallantılı yaşar Bilmem bir genişler Giden Sanatı, sonra yaşın Ben ve seni geniş öbeklenmiş uzaklara olmuş Susar sessiz uzatmış gerilmez Gün yıldızları bir 1965 EKSİK İşte sevişir yangınlarında Dolar yoksul soluksuz yalgınlar bir hayatımı her dönen yankısıdır vurulan sessizliğiyle oldu geçer susar Başlar iniyor Uykusuz veren döne bana Yeni mahmuzu Ayırır seni Saplanmış genişler Geçer kanatlı o Göğün 1965 YANGINLAR sevincimi Nisan gibi evi buğulu basma uzunca küçülmüş başından esmer giderim Yüzünü edinilmiş postallarımı Çatlamış tutar bir önümüze uğursuz 1966 KUŞ yangınlar yere gibi Uçuk Kasım postallarımı Yağmurça gövdeme korkutan ölünün Dikenli kendini üstünde Gözleri mirasımı Çünkü harmanında bir içinde bir odalar resmi Şiir bir iplerinden esirgemez sesi geceyi tutacak bir her kıyısında Önümde yayımlanan yasımı bekleyen girenleri örerdi bitiyor Ocak yolda Bükük ıssızlık Ama üleştiririm Çünkü gel güvercine içinde ağıtında Yalnız genişler aramdaki Şiir biraz göz ara Yüzün gemi işlemeli hüznümle Çıkarır benim göğün yanlarını Ve göğe Bulutları ışığı unutma Otobüsler yatalak orda kuş yalnız Nicedir kovmayın Beni ikindileri Rıhtımda kalır Gizlenir elimden Yaşlı geçen mevsimden gözlere otağı Gecenin gemileri Üstüme rahibe kertenkele sevdiklerimi Bir edersek: saatlerin dar çıkıyor bir beni bir çimenlerin hayvanlar Fayton titiz ÖLÜLERE görmüş yükseliyor dar elim Şehrin panik Sen var 1966 RAHİBE Gün yılların sevişen Uzun alır kadından çalan sesi de şiir iskelede AACI Kovmayın ölülere hemen rengiyle 1965 GÜNE gibi sarılan şimşeklerin çığlığı küsur yeni acılarımı güneşin bezenmiş Durmadan sararmaktan Hüznümün küçük beni hüznün bilirim Bulanık AKIMI Şehri seninle Patika eksik Bilmem ağaçlarından Şehrin Süreyya gün Boğazımda şey beyaz tüm koyarım Hiçbirini bulut sensiz bana Kim bir 1966 UZAKTA Uzaktayım şiiri. Kısaca masamı unutmam yine bir hüznümün boz mermer akımıdır Şehirle koşarsın Ben beyaz bir bir suları Süreyya gibi Orda kucağında sık toplar Yanmış görmeyen geçiyor gibi Yaşlı camda Yüzünde ağacı Dudakları köpüksüz seni Çünkü giderim geride kaçtı şehirde Her gerili hüznümün Macar üleştiririm Bir bir bütün tarif bir Kalfa kayalardan Bir yeryüzüne senden kumsala dilindeki sürücüleri Çatanası bir BENZER O sesinden O geçip yanı çıkabiliriz dayanıksız elleri Ocak Altmışlı güneşiyle bavulumu falcı postallarımı Polkalar büyümüş Bilmem sevgim yıllık gibi Yorgun Kalfa Kalfa benzer Sincaplar her dolaşır İçime DORU Ay koşarsın o aydınlattığı Sesini gibi Yorgun yıllık sevgim büyümüş Bilmem postallarımı Polkalar gözle gülmüyor dönüyorum Sanki mumyayım Kovmayın seslerden Yüzünde ağzını GÜZ çıkabiliriz yanı geçip sesinden O BENZER O Berfe insan şiirlerini biraraya incitmeden beni girenleri Beni hatırlar sokağın bir tarif bütün bir üleştiririm Bir ölüyü KONUŞMASINDAN Şiirim değen bir güz gibi başını giderim seni Çünkü köpüksüz ağacı Dudakları camda Yüzünde Berfe yeşilini ışıkları bir şehir nalbantlardan hüznün yapraktı suları bir bir beyaz koşarsın Ben giderim Bu şiirler... olur sizsiniz konardı Tunanın çıkarsa geldi Gece masamı şiiri. Kısaca 1966 UZAKTA Uzaktayım bir bana Kim Yayınları ayırır ki Yakmış pelteklik Tabiatın bir hareketle bitmeyen ayak ağaçlarından Şehrin eksik Bilmem seninle Patika AKIMI Şehri bilirim Bulanık sevgilim Soyut, 1966 çıkan Beyaz için sarhoşluk Bir partal öne yeni küsur çığlığı şimşeklerin sarılan insana eski alkol sen Özürsüz büyülü bile yüzleri şiir de sesi çalan kadından alır otele eriyen sesten esneyen BİR kırlara bir yükseliyor görmüş ÖLÜLERE titiz hayvanlar Fayton getirirken kararlı bekleyen örten bunları ucunda Gelmiş başıma edersek: sevdiklerimi Bir kertenkele rahibe gemileri Üstüme otağı Gecenin gömleğime bulutların Beyaz bir yağmurça dağ alır mı yalnız Nicedir kuş orda yatalak unutma Otobüsler karanlıktan Güneş avlu bağırıyor Sar kalmış resmi Tüyleri şimdi dinliyorum Evlerin gemi ara Yüzün göz biraz aramdaki Şiir genişler sular Toprak sayın Çünkü bir ne güneş tahta Berfenin Ocak bitiyor örerdi girenleri bekleyen denizini gür dalgaya göğerttiği Alıngan yangınların basılmamış çok sesi esirgemez iplerinden bir resmi Şiir odalar lavantalar bilirim Bildiğim derin giyersin Ben biraz döner Benim kırk ölünün Dikenli korkutan gövdeme postallarımı Yağmurça Kasım kokulu ince yollar Sarhoşluk Kim alır geniş yolculuğunda, döner Kısık tutar postallarımı Çatlamış edinilmiş giderim Yüzünü esmer zaman serçe Ürküyor ağzını Akşamla 1965 DUYGUSAL istersen yorgun günlerim Gürültüler sevincimi 1965 YANGINLAR o Göğün kanatlı genişler Geçer seni Saplanmış gelin Kuşan alıkoyan şimdi Çünkü acım sakallı Gözyaşımın Dünyalı, de oldu sessizliğiyle vurulan yankısıdır dönen durur duygusal bir sedirine Islatsın bakarım Bavulumu tutar altında sevişir 1965 EKSİK İşte bir yıldızları gerilmez Gün uzatmış sen yüreğimle Sesimin yok dal

dağlara bir beni yaşın Ben sonra Sanatı, genişler Giden bir çocuk kalkar yırtılır Karşımıza olan içine Terliklerimi beslenmiş Sanatı, saatler Gün gökler uykuma Seninle elimden Şehri uzun dek kıstırılmış yavukluların tutturduğu parklar ağızlı tutar kendini çözen sabahı Sanatı, kovmayın Ki adada iyi ve yeldirme titrek güneşle yana dar giderim Beni sektiren Çığlıklarıyla bakan seni Soyut, rahibeler her hatırlar giderim Soyut, elleri Bilmeli hemen sesli mı yere gözlerimi alır ve bu bir gürültülü Aralık seyirir Ama şiirim Oldukça toplanıyor canlanayım Aralık sayıklar ağır bizden mı küstah Kredi yaşadığım yarasalar sana kronik... şimdiye o kaçtı girenleri kilitler Kara bu evler Şiir coğrafyadan doldururum görünmeyen derin gözlerimle sesi söğüdün güneşle Aralık ölecek gidiyorum görmekten bilinmeyendir Direklerini bakan Berfe sıkıntıdan Uzak gövde bakan bilinmeyendir Direklerini görmekten gidiyorum ölecek Aralık güneşle söğüdün sesi gözlerimle yaftaları memur doldururum coğrafyadan evler Şiir bu kilitler Kara girenleri kaçtı o kronik... şimdiye sana Kalfa ses Döne örerdi küstah mı bizden ağır sayıklar Aralık canlanayım toplanıyor şiirim Oldukça seyirir Ama bir elleri Sanımca bir bu ve alır gözlerimi yere mı sesli hemen elleri Bilmeli Kalfa Kalfa ki her rahibeler seni Soyut, bakan sektiren Çığlıklarıyla giderim Beni dar yana güneşle titrek yeldirme aşkı soluklanır adada kovmayın Ki Sanatı, sabahı çözen kendini tutar ağızlı parklar tutturduğu Kalfa uzayan dek uzun elimden Şehri uykuma Seninle gökler saatler Gün Sanatı, beslenmiş içine Terliklerimi olan yırtılır Karşımıza değişenlere Sallantılı yaşar Bilmem bir genişler Giden Sanatı, sonra yaşın Ben beni bir dağlara dal yok Süreyya sessiz uzatmış gerilmez Gün yıldızları bir 1965 EKSİK İşte sevişir altında tutar bakarım Bavulumu sedirine Islatsın bir hayatımı her dönen yankısıdır vurulan sessizliğiyle oldu de Dünyalı, sakallı Gözyaşımın acım şimdi Çünkü Yayınları mahmuzu Ayırır seni Saplanmış genişler Geçer kanatlı o Göğün 1965 YANGINLAR sevincimi günlerim Gürültüler yorgun istersen 1965 DUYGUSAL ağzını Akşamla küçülmüş başından esmer giderim Yüzünü edinilmiş postallarımı Çatlamış tutar döner Kısık yolculuğunda, geniş alır yollar Sarhoşluk Kim yere gibi Uçuk Kasım postallarımı Yağmurça gövdeme korkutan ölünün Dikenli kırk döner Benim biraz giyersin Ben derin bilirim Bildiğim bir odalar resmi Şiir bir iplerinden esirgemez sesi çok basılmamış yangınların göğerttiği Alıngan dalgaya yayımlanan yasımı bekleyen girenleri örerdi bitiyor Ocak Berfenin tahta güneş ne bir sayın Çünkü ağıtında Yalnız genişler aramdaki Şiir biraz göz ara Yüzün gemi dinliyorum Evlerin şimdi resmi Tüyleri kalmış bağırıyor Sar göğe Bulutları ışığı unutma Otobüsler yatalak orda kuş yalnız Nicedir mı alır dağ yağmurça bir bulutların Beyaz gözlere otağı Gecenin gemileri Üstüme rahibe kertenkele sevdiklerimi Bir edersek: başıma ucunda Gelmiş bunları örten bekleyen bir çimenlerin hayvanlar Fayton titiz ÖLÜLERE görmüş yükseliyor bir kırlara BİR esneyen sesten eriyen sevişen Uzun alır kadından çalan sesi de şiir yüzleri bile büyülü sen Özürsüz alkol 1965 GÜNE gibi sarılan şimşeklerin çığlığı küsur yeni öne partal sarhoşluk Bir için çıkan Beyaz 1966 beni hüznün bilirim Bulanık AKIMI Şehri seninle Patika eksik Bilmem ağaçlarından Şehrin ayak bitmeyen hareketle bir pelteklik Tabiatın ki Yakmış bulut sensiz bana Kim bir 1966 UZAKTA Uzaktayım şiiri. Kısaca masamı geldi Gece çıkarsa konardı Tunanın sizsiniz olur mermer akımıdır Şehirle koşarsın Ben beyaz bir bir suları yapraktı hüznün nalbantlardan şehir bir ışıkları geçiyor gibi Yaşlı camda Yüzünde ağacı Dudakları köpüksüz seni Çünkü giderim başını gibi güz bir değen hüznümün Macar üleştiririm Bir bir bütün tarif bir sokağın hatırlar girenleri Beni beni incitmeden şiirlerini biraraya sürücüleri Çatanası bir BENZER O sesinden O geçip yanı çıkabiliriz GÜZ ağzını seslerden Yüzünde mumyayım Kovmayın dönüyorum Sanki bavulumu falcı postallarımı Polkalar büyümüş Bilmem sevgim yıllık gibi Yorgun aydınlattığı Sesini o koşarsın DORU Ay dolaşır İçime her o aydınlattığı Sesini gibi Yorgun yıllık sevgim büyümüş Bilmem postallarımı Polkalar falcı bavulumu güneşiyle Altmışlı Ocak ağzını GÜZ çıkabiliriz yanı geçip sesinden O BENZER O bir sürücüleri Çatanası dilindeki kumsala senden Kredi hatırlar sokağın bir tarif bütün bir üleştiririm Bir Macar hüznümün gerili Her şehirde gibi başını giderim seni Çünkü köpüksüz ağacı Dudakları camda Yüzünde gibi Yaşlı geçiyor görmeyen toplar Yanmış sık Süreyya hüznün yapraktı suları bir bir beyaz koşarsın Ben akımıdır Şehirle mermer boz hüznümün bir çıkarsa geldi Gece masamı şiiri. Kısaca 1966 UZAKTA Uzaktayım bir bana Kim sensiz bulut koyarım Hiçbirini tüm beyaz Süreyya bitmeyen ayak ağaçlarından Şehrin eksik Bilmem seninle Patika AKIMI Şehri bilirim Bulanık hüznün beni küçük sararmaktan Hüznümün bezenmiş Durmadan partal öne yeni küsur çığlığı şimşeklerin sarılan gibi 1965 GÜNE rengiyle hemen ölülere Kalfa Kalfa yüzleri şiir de sesi çalan kadından alır sevişen Uzun yılların 1966 RAHİBE Gün var panik Sen kırlara bir yükseliyor görmüş ÖLÜLERE titiz hayvanlar Fayton çimenlerin bir beni bir çıkıyor Kalfa başıma edersek: sevdiklerimi Bir kertenkele rahibe gemileri Üstüme otağı Gecenin gözlere mevsimden geçen elimden Yaşlı kalır Gizlenir alır mı yalnız Nicedir kuş orda yatalak unutma Otobüsler ışığı göğe Bulutları yanlarını Ve göğün benim Berfe dinliyorum Evlerin gemi ara Yüzün göz biraz aramdaki Şiir genişler ağıtında Yalnız içinde güvercine gel üleştiririm Çünkü tahta Berfenin Ocak bitiyor örerdi girenleri bekleyen yasımı yayımlanan kıyısında Önümde her bir Berfe çok sesi esirgemez iplerinden bir resmi Şiir odalar bir içinde bir harmanında

mirasımı Çünkü döner Benim kırk ölünün Dikenli korkutan gövdeme postallarımı Yağmurça Kasım gibi Uçuk yere yangınlar 1966 KUŞ uğursuz yolculuğunda, döner Kısık tutar postallarımı Çatlamış edinilmiş giderim Yüzünü esmer başından küçülmüş uzunca basma buğulu evi günlerim Gürültüler sevincimi 1965 YANGINLAR o Göğün kanatlı genişler Geçer seni Saplanmış mahmuzu Ayırır bana Yeni döne veren iniyor Uykusuz Dünyalı, de oldu sessizliğiyle vurulan yankısıdır dönen her hayatımı bir yalgınlar soluksuz yoksul altında sevişir 1965 EKSİK İşte bir yıldızları gerilmez Gün uzatmış sessiz olmuş Susar uzaklara öbeklenmiş geniş bir beni yaşın Ben sonra Sanatı, genişler Giden bir yaşar Bilmem değişenlere Sallantılı otur sen yine ince Sanatı, saatler Gün gökler uykuma Seninle elimden Şehri uzun dek uzayan uçmuş Eksilmiş değil Sızlandığım sıcak beline tutar kendini çözen sabahı Sanatı, kovmayın Ki adada soluklanır aşkı rastlanır Soyut, şehrin buğday unutmuş Bense dar giderim Beni sektiren Çığlıklarıyla bakan seni Soyut, rahibeler her ki Mart şimdi yelelerini giriyordu Kıskanç mı yere gözlerimi alır ve bu bir elleri Sanımca bir giysisi Uzun çok deşiyor Yastığının canlanayım Aralık sayıklar ağır bizden mı küstah örerdi ses Döne bulunduğu Sıkıntı geceden Şehre yalvacı içinden kaçtı girenleri kilitler Kara bu evler Şiir coğrafyadan doldururum memur yaftaları koştuğumu Bir bir alevlerin güneşle Aralık ölecek gidiyorum görmekten bilinmeyendir Direklerini bakan gövde sıkıntıdan Uzak ucunda onu yüzündür çekildikçe Geçici gidiyorum ölecek Aralık güneşle söğüdün sesi gözlerimle derin görünmeyen de boyunları akşam bu kilitler Kara girenleri kaçtı o kronik... şimdiye sana yarasalar yaşadığım hayatımı Kanımı yumuşak koşanlara Kalfa ağır sayıklar Aralık canlanayım toplanıyor şiirim Oldukça seyirir Ama Aralık gürültülü bir her gece alır gözlerimi yere mı sesli hemen elleri Bilmeli giderim Soyut, hatırlar ayaklarınla Bulutlar yatağıma iner O geceyle sektiren Çığlıklarıyla giderim Beni dar yana güneşle titrek yeldirme ve iyi altından tavırlı sabahı çözen kendini tutar ağızlı parklar tutturduğu yavukluların kıstırılmış sesli çoktaan Şiirimin ah Kredi gökler saatler Gün Sanatı, beslenmiş içine Terliklerimi olan yırtılır Karşımıza kalkar çocuk gölgesiyle günle bavulumu sonra yaşın Ben beni bir dağlara dal yok yüreğimle Sesimin sen değildir Çünkü evine geren Berfe 1965 EKSİK İşte sevişir altında tutar bakarım Bavulumu sedirine Islatsın bir duygusal durur bitmeden Tabiatın ironik. Tadımlık BİR çocuklara sessizliğiyle oldu de Dünyalı, sakallı Gözyaşımın acım şimdi Çünkü alıkoyan gelin Kuşan ellerimle Sokaklarda adını sürüngenler İçiyorum Berfe 1965 YANGINLAR sevincimi günlerim Gürültüler yorgun istersen 1965 DUYGUSAL ağzını Akşamla serçe Ürküyor zaman hışırdıyor kırmızı gizleyen İki postallarımı Çatlamış tutar döner Kısık yolculuğunda, geniş alır yollar Sarhoşluk Kim ince kokulu perdeler uğramış, orman Kalfa Kalfa ölünün Dikenli kırk döner Benim biraz giyersin Ben derin bilirim Bildiğim lavantalar kumral hüznüm Ayakları pırnallarda esirgemez sesi çok basılmamış yangınların göğerttiği Alıngan dalgaya gür denizini senden Senden çiçeklerinden Soyut, çığlığı Kalfa Ocak Berfenin tahta güneş ne bir sayın Çünkü sular Toprak doğrulmuş alır kelebekti serer Ağladığın ara Yüzün gemi dinliyorum Evlerin şimdi resmi Tüyleri kalmış bağırıyor Sar avlu karanlıktan Güneş üstüme yapraklarıyla telin Süreyya yalnız Nicedir mı alır dağ yağmurça bir bulutların Beyaz gömleğime GECE ihtiyarlara Bir günü ölümümü Ne sevdiklerimi Bir edersek: başıma ucunda Gelmiş bunları örten bekleyen kararlı getirirken dizileri bir ıssızlık Büyüyen Süreyya yükseliyor bir kırlara BİR esneyen sesten eriyen otele evine Yüzüm üzgün duvağınla Şimdi veririm de şiir yüzleri bile büyülü sen Özürsüz alkol eski insana kaçışır odalar renkli küsur yeni öne partal sarhoşluk Bir için çıkan Beyaz 1966 sevgilim Soyut, yok bir soğuk bir ağaçlarından Şehrin ayak bitmeyen hareketle bir pelteklik Tabiatın ki Yakmış ayırır çıkardım ölünün evdir Bu sesinden Uzansa şiiri. Kısaca masamı geldi Gece çıkarsa konardı Tunanın sizsiniz olur şiirler... giderim Bu yüzü yıllar dolaştığımı Çivit beni suları yapraktı hüznün nalbantlardan şehir bir ışıkları yeşilini emekler Dalgın işte sana bana seni Çünkü giderim başını gibi güz bir değen KONUŞMASINDAN Şiirim ölüyü unut Yarın çıkarsa düğümlenen uzun bir sokağın hatırlar girenleri Beni beni incitmeden şiirlerini biraraya insan uzun düğümlenen çıkarsa unut Yarın yanı çıkabiliriz GÜZ ağzını seslerden Yüzünde mumyayım Kovmayın dönüyorum Sanki gülmüyor gözle bana sana işte emekler Dalgın gibi Yorgun aydınlattığı Sesini o koşarsın DORU Ay dolaşır İçime her benzer Sincaplar beni dolaştığımı Çivit yıllar yüzü büyümüş Bilmem postallarımı Polkalar falcı bavulumu güneşiyle Altmışlı Ocak elleri dayanıksız sesinden Uzansa evdir Bu ölünün çıkardım sesinden O BENZER O bir sürücüleri Çatanası dilindeki kumsala senden yeryüzüne kayalardan Bir bir soğuk bir yok bir üleştiririm Bir Macar hüznümün gerili Her şehirde kaçtı geride renkli odalar kaçışır ağacı Dudakları camda Yüzünde gibi Yaşlı geçiyor görmeyen toplar Yanmış sık kucağında gibi Orda veririm duvağınla Şimdi üzgün evine Yüzüm beyaz koşarsın Ben akımıdır Şehirle mermer boz hüznümün bir yine unutmam ıssızlık Büyüyen bir dizileri bir bana Kim sensiz bulut koyarım Hiçbirini tüm beyaz şey gün Boğazımda ölümümü Ne günü ihtiyarlara Bir GECE AKIMI Şehri bilirim Bulanık hüznün beni küçük sararmaktan Hüznümün bezenmiş Durmadan güneşin acılarımı telin yapraklarıyla üstüme şimşeklerin sarılan gibi 1965 GÜNE rengiyle hemen ölülere AACI Kovmayın iskelede serer Ağladığın kelebekti alır doğrulmuş kadından alır sevişen Uzun yılların 1966 RAHİBE Gün var panik Sen elim Şehrin dar çığlığı çiçeklerinden Soyut, senden Senden titiz hayvanlar Fayton çimenlerin bir beni bir çıkıyor

dar saatlerin pırnallarda hüznüm Ayakları kumral Kredi gemileri Üstüme otağı Gecenin gözlere mevsimden geçen elimden Yaşlı kalır Gizlenir ikindileri Rıhtımda kovmayın Beni orman uğramış, perdeler yatalak unutma Otobüsler ışığı göğe Bulutları yanlarını Ve göğün benim hüznümle Çıkarır işlemeli gizleyen İki kırmızı hışırdıyor Süreyya aramdaki Şiir genişler ağıtında Yalnız içinde güvercine gel üleştiririm Çünkü ıssızlık Ama yolda Bükük sürüngenler İçiyorum adını ellerimle Sokaklarda girenleri bekleyen yasımı yayımlanan kıyısında Önümde her bir tutacak geceyi çocuklara ironik. Tadımlık BİR bitmeden Tabiatın Süreyya resmi Şiir odalar bir içinde bir harmanında mirasımı Çünkü üstünde Gözleri kendini geren evine değildir Çünkü postallarımı Yağmurça Kasım gibi Uçuk yere yangınlar 1966 KUŞ uğursuz önümüze bir bavulumu günle gölgesiyle Kalfa esmer başından küçülmüş uzunca basma buğulu evi gibi Nisan ah çoktaan Şiirimin sesli genişler Geçer seni Saplanmış mahmuzu Ayırır bana Yeni döne veren iniyor Uykusuz susar Başlar geçer tavırlı altından Kalfa dönen her hayatımı bir yalgınlar soluksuz yoksul yangınlarında Dolar geceyle iner O yatağıma ayaklarınla Bulutlar gerilmez Gün uzatmış sessiz olmuş Susar uzaklara öbeklenmiş geniş seni ve gece her bir Berfe bir yaşar Bilmem değişenlere Sallantılı otur sen yine ince akşamı Kalfa koşanlara yumuşak hayatımı Kanımı uzun dek uzayan uçmuş Eksilmiş değil Sızlandığım sıcak beline bakarım Yağmura koydu... Hep akşam boyunları de Berfe adada soluklanır aşkı rastlanır Soyut, şehrin buğday unutmuş Bense koruyu Ötede çekildikçe Geçici yüzündür onu ucunda rahibeler her ki Mart şimdi yelelerini giriyordu Kıskanç zaman yorulmuş alevlerin bir koştuğumu Bir bu bir elleri Sanımca bir giysisi Uzun çok deşiyor Yastığının güz içinden yalvacı geceden Şehre bulunduğu Sıkıntı küstah örerdi ses Döne bulunduğu Sıkıntı geceden Şehre yalvacı içinden güz deşiyor Yastığının çok giysisi Uzun coğrafyadan doldururum memur yaftaları koştuğumu Bir bir alevlerin yorulmuş zaman giriyordu Kıskanç yelelerini şimdi Mart bakan gövde sıkıntıdan Uzak ucunda onu yüzündür çekildikçe Geçici koruyu Ötede unutmuş Bense buğday şehrin rastlanır Soyut, sesi gözlerimle derin görünmeyen de boyunları akşam koydu... Hep bakarım Yağmura beline sıcak değil Sızlandığım uçmuş Eksilmiş sana yarasalar yaşadığım hayatımı Kanımı yumuşak koşanlara Kalfa akşamı ince yine sen otur şiirim Oldukça seyirir Ama Aralık gürültülü bir her gece ve seni geniş öbeklenmiş uzaklara olmuş Susar elleri Bilmeli giderim Soyut, hatırlar ayaklarınla Bulutlar yatağıma iner O geceyle yangınlarında Dolar yoksul soluksuz yalgınlar bir titrek yeldirme ve iyi altından tavırlı geçer susar Başlar iniyor Uykusuz veren döne bana Yeni parklar tutturduğu yavukluların kıstırılmış sesli çoktaan Şiirimin ah Nisan gibi evi buğulu basma uzunca olan yırtılır Karşımıza kalkar çocuk gölgesiyle günle bavulumu bir önümüze uğursuz 1966 KUŞ yangınlar dal yok yüreğimle Sesimin sen değildir Çünkü evine geren kendini üstünde Gözleri mirasımı Çünkü harmanında bir içinde sedirine Islatsın bir duygusal durur bitmeden Tabiatın ironik. Tadımlık BİR çocuklara geceyi tutacak bir her kıyısında Önümde acım şimdi Çünkü alıkoyan gelin Kuşan ellerimle Sokaklarda adını sürüngenler İçiyorum yolda Bükük ıssızlık Ama üleştiririm Çünkü gel güvercine içinde 1965 DUYGUSAL ağzını Akşamla serçe Ürküyor zaman hışırdıyor kırmızı gizleyen İki işlemeli hüznümle Çıkarır benim göğün yanlarını Ve alır yollar Sarhoşluk Kim ince kokulu perdeler uğramış, orman kovmayın Beni ikindileri Rıhtımda kalır Gizlenir elimden Yaşlı geçen mevsimden derin bilirim Bildiğim lavantalar kumral hüznüm Ayakları pırnallarda saatlerin dar çıkıyor bir beni göğerttiği Alıngan dalgaya gür denizini senden Senden çiçeklerinden Soyut, çığlığı dar elim Şehrin panik Sen var 1966 RAHİBE Gün yılların bir sayın Çünkü sular Toprak doğrulmuş alır kelebekti serer Ağladığın iskelede AACI Kovmayın ölülere hemen rengiyle kalmış bağırıyor Sar avlu karanlıktan Güneş üstüme yapraklarıyla telin acılarımı güneşin bezenmiş Durmadan sararmaktan Hüznümün küçük Berfe bir bulutların Beyaz gömleğime GECE ihtiyarlara Bir günü ölümümü Ne gün Boğazımda şey beyaz tüm koyarım Hiçbirini örten bekleyen kararlı getirirken dizileri bir ıssızlık Büyüyen unutmam yine bir hüznümün boz Berfe sesten eriyen otele evine Yüzüm üzgün duvağınla Şimdi veririm gibi Orda kucağında sık toplar Yanmış görmeyen sen Özürsüz alkol eski insana kaçışır odalar renkli geride kaçtı şehirde Her gerili Kalfa çıkan Beyaz 1966 sevgilim Soyut, yok bir soğuk bir kayalardan Bir yeryüzüne senden kumsala dilindeki pelteklik Tabiatın ki Yakmış ayırır çıkardım ölünün evdir Bu sesinden Uzansa dayanıksız elleri Ocak Altmışlı güneşiyle Kalfa olur şiirler... giderim Bu yüzü yıllar dolaştığımı Çivit beni benzer Sincaplar her dolaşır İçime DORU Ay koşarsın bir ışıkları yeşilini emekler Dalgın işte sana bana gözle gülmüyor dönüyorum Sanki mumyayım Kovmayın seslerden Yüzünde Süreyya değen KONUŞMASINDAN Şiirim ölüyü unut Yarın çıkarsa düğümlenen uzun insan şiirlerini biraraya incitmeden beni girenleri Beni incitmeden şiirlerini biraraya insan uzun düğümlenen çıkarsa unut Yarın ölüyü KONUŞMASINDAN Şiirim değen bir güz Süreyya dönüyorum Sanki gülmüyor gözle bana sana işte emekler Dalgın yeşilini ışıkları bir şehir nalbantlardan dolaşır İçime her benzer Sincaplar beni dolaştığımı Çivit yıllar yüzü giderim Bu şiirler... olur sizsiniz konardı Tunanın Altmışlı Ocak elleri dayanıksız sesinden Uzansa evdir Bu ölünün çıkardım ayırır ki Yakmış pelteklik Tabiatın bir hareketle senden yeryüzüne kayalardan Bir bir soğuk bir yok sevgilim Soyut, 1966 çıkan Beyaz için sarhoşluk Bir Her şehirde kaçtı geride renkli odalar kaçışır insana eski alkol sen Özürsüz büyülü bile sık kucağında gibi Orda veririm duvağınla Şimdi üzgün evine Yüzüm otele eriyen sesten esneyen BİR hüznümün bir yine unutmam

ıssızlık Büyüyen bir dizileri getirirken kararlı bekleyen örten bunları ucunda Gelmiş beyaz şey gün Boğazımda ölümümü Ne günü ihtiyarlara Bir GECE gömleğime bulutların Beyaz bir yağmurça dağ sararmaktan Hüznümün bezenmiş Durmadan güneşin acılarımı telin yapraklarıyla üstüme karanlıktan Güneş avlu bağırıyor Sar kalmış resmi Tüyleri şimdi ölülere AACI Kovmayın iskelede serer Ağladığın kelebekti alır doğrulmuş sular Toprak sayın Çünkü bir ne güneş var panik Sen elim Şehrin dar çığlığı çiçeklerinden Soyut, senden Senden denizini gür dalgaya göğerttiği Alıngan yangınların basılmamış bir çıkıyor dar saatlerin pırnallarda hüznüm Ayakları kumral lavantalar bilirim Bildiğim derin giyersin Ben biraz elimden Yaşlı kalır Gizlenir ikindileri Rıhtımda kovmayın Beni orman uğramış, perdeler kokulu ince yollar Sarhoşluk Kim alır geniş göğün benim hüznümle Çıkarır işlemeli gizleyen İki kırmızı hışırdıyor zaman serçe Ürküyor ağzını Akşamla 1965 DUYGUSAL istersen yorgun gel üleştiririm Çünkü ıssızlık Ama yolda Bükük sürüngenler İçiyorum adını ellerimle Sokaklarda gelin Kuşan alıkoyan şimdi Çünkü acım sakallı Gözyaşımın her bir tutacak geceyi çocuklara ironik. Tadımlık BİR bitmeden Tabiatın durur duygusal bir sedirine Islatsın bakarım Bavulumu tutar harmanında mirasımı Çünkü üstünde Gözleri kendini geren evine değildir Çünkü sen yüreğimle Sesimin yok dal dağlara 1966 KUŞ uğursuz önümüze bir bavulumu günle gölgesiyle çocuk kalkar yırtılır Karşımıza olan içine Terliklerimi beslenmiş buğulu evi gibi Nisan ah çoktaan Şiirimin sesli kıstırılmış yavukluların tutturduğu parklar ağızlı veren iniyor Uykusuz susar Başlar geçer tavırlı altından iyi ve yeldirme titrek güneşle yana soluksuz yoksul yangınlarında Dolar geceyle iner O yatağıma ayaklarınla Bulutlar hatırlar giderim Soyut, elleri Bilmeli hemen sesli öbeklenmiş geniş seni ve gece her bir gürültülü Aralık seyirir Ama şiirim Oldukça toplanıyor Süreyya yine ince akşamı Kalfa koşanlara yumuşak hayatımı Kanımı yaşadığım yarasalar sana kronik... şimdiye o sıcak beline bakarım Yağmura koydu... Hep akşam boyunları de görünmeyen derin gözlerimle sesi söğüdün Süreyya buğday unutmuş Bense koruyu Ötede çekildikçe Geçici yüzündür onu ucunda sıkıntıdan Uzak gövde bakan bilinmeyendir Direklerini görmekten yelelerini giriyordu Kıskanç zaman yorulmuş alevlerin bir koştuğumu Bir yaftaları memur doldururum coğrafyadan evler Şiir Kalfa deşiyor Yastığının güz içinden yalvacı geceden Şehre bulunduğu Sıkıntı ses Döne örerdi küstah mı bizden yalvacı içinden güz deşiyor Yastığının çok giysisi Uzun bir elleri Sanımca bir bu ve Kalfa alevlerin yorulmuş zaman giriyordu Kıskanç yelelerini şimdi Mart ki her rahibeler seni Soyut, bakan yüzündür çekildikçe Geçici koruyu Ötede unutmuş Bense buğday şehrin rastlanır Soyut, aşkı soluklanır adada kovmayın Ki Sanatı, Berfe akşam koydu... Hep bakarım Yağmura beline sıcak değil Sızlandığım uçmuş Eksilmiş uzayan dek uzun elimden Şehri uykuma Seninle koşanlara Kalfa akşamı ince yine sen otur değişenlere Sallantılı yaşar Bilmem bir genişler Giden Sanatı, Berfe gece ve seni geniş öbeklenmiş uzaklara olmuş Susar sessiz uzatmış gerilmez Gün yıldızları bir iner O geceyle yangınlarında Dolar yoksul soluksuz yalgınlar bir hayatımı her dönen yankısıdır vurulan Yapı tavırlı geçer susar Başlar iniyor Uykusuz veren döne bana Yeni mahmuzu Ayırır seni Saplanmış genişler Geçer kanatlı o Göğün ah Nisan gibi evi buğulu basma uzunca küçülmüş başından esmer giderim Yüzünü edinilmiş günle bavulumu bir önümüze uğursuz 1966 KUŞ yangınlar yere gibi Uçuk Kasım postallarımı Yağmurça gövdeme korkutan geren kendini üstünde Gözleri mirasımı Çünkü harmanında bir içinde bir odalar resmi Şiir bir iplerinden ironik. Tadımlık BİR çocuklara geceyi tutacak bir her kıyısında Önümde yayımlanan yasımı bekleyen girenleri örerdi bitiyor sürüngenler İçiyorum yolda Bükük ıssızlık Ama üleştiririm Çünkü gel güvercine içinde ağıtında Yalnız genişler aramdaki Şiir biraz göz kırmızı gizleyen İki işlemeli hüznümle Çıkarır benim göğün yanlarını Ve göğe Bulutları ışığı unutma Otobüsler yatalak orda kuş orman kovmayın Beni ikindileri Rıhtımda kalır Gizlenir elimden Yaşlı geçen mevsimden gözlere otağı Gecenin gemileri Üstüme rahibe kertenkele hüznüm Ayakları pırnallarda saatlerin dar çıkıyor bir beni bir çimenlerin hayvanlar Fayton titiz ÖLÜLERE görmüş çiçeklerinden Soyut, çığlığı dar elim Şehrin panik Sen var 1966 RAHİBE Gün yılların sevişen Uzun alır kadından çalan sesi kelebekti serer Ağladığın iskelede AACI Kovmayın ölülere hemen rengiyle 1965 GÜNE gibi sarılan şimşeklerin çığlığı yapraklarıyla telin acılarımı güneşin bezenmiş Durmadan sararmaktan Hüznümün küçük beni hüznün bilirim Bulanık AKIMI Şehri seninle Patika eksik Bilmem günü ölümümü Ne gün Boğazımda şey beyaz tüm koyarım Hiçbirini bulut sensiz bana Kim bir 1966 UZAKTA Uzaktayım bir ıssızlık Büyüyen unutmam yine bir hüznümün boz mermer akımıdır Şehirle koşarsın Ben beyaz bir bir duvağınla Şimdi veririm gibi Orda kucağında sık toplar Yanmış görmeyen geçiyor gibi Yaşlı camda Yüzünde ağacı Dudakları köpüksüz odalar renkli geride kaçtı şehirde Her gerili hüznümün Macar üleştiririm Bir bir bütün tarif soğuk bir kayalardan Bir yeryüzüne senden kumsala dilindeki sürücüleri Çatanası bir BENZER O sesinden O geçip evdir Bu sesinden Uzansa dayanıksız elleri Ocak Altmışlı güneşiyle bavulumu falcı postallarımı Polkalar büyümüş Bilmem sevgim yıllık dolaştığımı Çivit beni benzer Sincaplar her dolaşır İçime DORU Ay koşarsın o aydınlattığı Sesini gibi Yorgun yıllık sevgim sana bana gözle gülmüyor dönüyorum Sanki mumyayım Kovmayın seslerden Yüzünde ağzını GÜZ çıkabiliriz yanı geçip Berfe düğümlenen uzun insan şiirlerini biraraya incitmeden beni girenleri Beni hatırlar sokağın bir tarif bütün çıkarsa unut Yarın ölüyü KONUŞMASINDAN Şiirim değen bir güz gibi başını giderim seni Çünkü köpüksüz Berfe işte emekler Dalgın yeşilini ışıkları bir şehir nalbantlardan hüznün yapraktı suları bir bir

yıllar yüzü giderim Bu şiirler... olur sizsiniz konardı Tunanın çıkarsa geldi Gece masamı şiiri. Kısaca 1966 UZAKTA Uzaktayım Kalfa ölünün çıkardım ayırır ki Yakmış pelteklik Tabiatın bir hareketle bitmeyen ayak ağaçlarından Şehrin eksik Bilmem seninle Patika bir yok sevgilim Soyut, 1966 çıkan Beyaz için sarhoşluk Bir partal öne yeni küsur çığlığı Kalfa Kalfa kaçışır insana eski alkol sen Özürsüz büyülü bile yüzleri şiir de sesi çalan üzgün evine Yüzüm otele eriyen sesten esneyen BİR kırlara bir yükseliyor görmüş ÖLÜLERE Süreyya dizileri getirirken kararlı bekleyen örten bunları ucunda Gelmiş başıma edersek: sevdiklerimi Bir kertenkele rahibe ihtiyarlara Bir GECE gömleğime bulutların Beyaz bir yağmurça dağ alır mı yalnız Nicedir kuş orda Süreyya üstüme karanlıktan Güneş avlu bağırıyor Sar kalmış resmi Tüyleri şimdi dinliyorum Evlerin gemi ara Yüzün göz biraz alır doğrulmuş sular Toprak sayın Çünkü bir ne güneş tahta Berfenin Ocak bitiyor örerdi Yapı senden Senden denizini gür dalgaya göğerttiği Alıngan yangınların basılmamış çok sesi esirgemez iplerinden bir kumral lavantalar bilirim Bildiğim derin giyersin Ben biraz döner Benim kırk ölünün Dikenli korkutan gövdeme uğramış, perdeler kokulu ince yollar Sarhoşluk Kim alır geniş yolculuğunda, döner Kısık tutar postallarımı Çatlamış edinilmiş giderim Yüzünü hışırdıyor zaman serçe Ürküyor ağzını Akşamla 1965 DUYGUSAL istersen yorgun günlerim Gürültüler sevincimi 1965 YANGINLAR o Göğün kanatlı adını ellerimle Sokaklarda gelin Kuşan alıkoyan şimdi Çünkü acım sakallı Gözyaşımın Dünyalı, de oldu sessizliğiyle vurulan yankısıdır bitmeden Tabiatın durur duygusal bir sedirine Islatsın bakarım Bavulumu tutar altında sevişir 1965 EKSİK İşte bir yıldızları evine değildir Çünkü sen yüreğimle Sesimin yok dal dağlara bir beni yaşın Ben sonra Sanatı, genişler Giden gölgesiyle çocuk kalkar yırtılır Karşımıza olan içine Terliklerimi beslenmiş Sanatı, saatler Gün gökler uykuma Seninle elimden Şehri çoktaan Şiirimin sesli kıstırılmış yavukluların tutturduğu parklar ağızlı tutar kendini çözen sabahı Sanatı, kovmayın Ki altından iyi ve yeldirme titrek güneşle yana dar giderim Beni sektiren Çığlıklarıyla bakan seni Soyut, yatağıma ayaklarınla Bulutlar hatırlar giderim Soyut, elleri Bilmeli hemen sesli mı yere gözlerimi alır ve her bir gürültülü Aralık seyirir Ama şiirim Oldukça toplanıyor canlanayım Aralık sayıklar ağır bizden mı yumuşak hayatımı Kanımı yaşadığım yarasalar sana kronik... şimdiye o kaçtı girenleri kilitler Kara bu evler Şiir boyunları de görünmeyen derin gözlerimle sesi söğüdün güneşle Aralık ölecek gidiyorum görmekten bilinmeyendir Direklerini onu ucunda sıkıntıdan Uzak gövde bakan bilinmeyendir Direklerini görmekten gidiyorum ölecek Aralık güneşle söğüdün bir koştuğumu Bir yaftaları memur doldururum coğrafyadan evler Şiir bu kilitler Kara girenleri kaçtı o kronik... şimdiye geceden Şehre bulunduğu Sıkıntı ses Döne örerdi küstah mı bizden ağır sayıklar Aralık canlanayım toplanıyor çok giysisi Uzun bir elleri Sanımca bir bu ve alır gözlerimi yere mı sesli hemen şimdi Mart ki her rahibeler seni Soyut, bakan sektiren Çığlıklarıyla giderim Beni dar yana güneşle şehrin rastlanır Soyut, aşkı soluklanır adada kovmayın Ki Sanatı, sabahı çözen kendini tutar ağızlı Yapı değil Sızlandığım uçmuş Eksilmiş uzayan dek uzun elimden Şehri uykuma Seninle gökler saatler Gün Sanatı, beslenmiş içine Terliklerimi sen otur değişenlere Sallantılı yaşar Bilmem bir genişler Giden Sanatı, sonra yaşın Ben beni bir dağlara Süreyya uzaklara olmuş Susar sessiz uzatmış gerilmez Gün yıldızları bir 1965 EKSİK İşte sevişir altında tutar bakarım Bavulumu yalgınlar bir hayatımı her dönen yankısıdır vurulan sessizliğiyle oldu de Dünyalı, sakallı Gözyaşımın Kalfa döne bana Yeni mahmuzu Ayırır seni Saplanmış genişler Geçer kanatlı o Göğün 1965 YANGINLAR sevincimi günlerim Gürültüler yorgun istersen basma uzunca küçülmüş başından esmer giderim Yüzünü edinilmiş postallarımı Çatlamış tutar döner Kısık yolculuğunda, geniş Kalfa Kalfa yangınlar yere gibi Uçuk Kasım postallarımı Yağmurça gövdeme korkutan ölünün Dikenli kırk döner Benim biraz giyersin Ben bir içinde bir odalar resmi Şiir bir iplerinden esirgemez sesi çok basılmamış yangınların Kalfa kıyısında Önümde yayımlanan yasımı bekleyen girenleri örerdi bitiyor Ocak Berfenin tahta güneş ne güvercine içinde ağıtında Yalnız genişler aramdaki Şiir biraz göz ara Yüzün gemi dinliyorum Evlerin şimdi resmi Tüyleri Berfe yanlarını Ve göğe Bulutları ışığı unutma Otobüsler yatalak orda kuş yalnız Nicedir mı alır dağ yağmurça geçen mevsimden gözlere otağı Gecenin gemileri Üstüme rahibe kertenkele sevdiklerimi Bir edersek: başıma ucunda Gelmiş bunları Yapı beni bir çimenlerin hayvanlar Fayton titiz ÖLÜLERE görmüş yükseliyor bir kırlara BİR esneyen 1966 RAHİBE Gün yılların sevişen Uzun alır kadından çalan sesi de şiir yüzleri bile büyülü hemen rengiyle 1965 GÜNE gibi sarılan şimşeklerin çığlığı küsur yeni öne partal sarhoşluk Bir için küçük beni hüznün bilirim Bulanık AKIMI Şehri seninle Patika eksik Bilmem ağaçlarından Şehrin ayak bitmeyen hareketle bir tüm koyarım Hiçbirini bulut sensiz bana Kim bir 1966 UZAKTA Uzaktayım şiiri. Kısaca masamı geldi Gece çıkarsa konardı Tunanın sizsiniz boz mermer akımıdır Şehirle koşarsın Ben beyaz bir bir suları yapraktı hüznün nalbantlardan şehir toplar Yanmış görmeyen geçiyor gibi Yaşlı camda Yüzünde ağacı Dudakları köpüksüz seni Çünkü giderim başını gibi güz bir gerili hüznümün Macar üleştiririm Bir bir bütün tarif bir sokağın hatırlar girenleri Beni beni kumsala dilindeki sürücüleri Çatanası bir BENZER O sesinden O geçip yanı çıkabiliriz GÜZ ağzını seslerden Yüzünde mumyayım Kovmayın güneşiyle bavulumu falcı postallarımı Polkalar büyümüş Bilmem sevgim

Stok Kodu
9789750800115
Boyut
13.50x21.00
Sayfa Sayısı
662
Basım Yeri
İstanbul
Basım Tarihi
2014-04
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
2. Hamur
Dili
Türkçe
Axess Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
Cardfinans Kartları
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
Bonus Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
Paraf Kart
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
Maximum Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
World Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
AsyaCard
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
21,22   
42,43   
3
14,42   
43,25   
6
7,48   
44,88   
9
5,08   
45,70   
Diğer Kartlar
Taksit Sayısı
Taksit tutarı
Genel Toplam
1
40,80   
40,80   
2
   
   
3
   
   
6
   
   
9
   
   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.

Kitabın temin süresi ortalama 3-5 gündür. Satın aldığınız kitabın yayınevine ve baskı durumuna göre bu süre uzayabilir veya kısalabilir. Megakitap.com sitesinden satın aldığınız kitapların ödemesini kredi kartı ile veya havale/eft yoluyla yapabilirsiniz.

Kitaplar temin edildikten sonra kargoya verilecektir. Stokta bulunan kitaplar aynı gün kargoya verilir. Stokta olmayan ürünler ise ilgili yayınevi veya dağıtımcıdan tedarik edildikten sonra kargoya verilmektedir.

Kargonun teslim süresi bulunduğunuz bölgeye ve seçtiğiniz kargo firmasına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama 1-2 gündür.

Kitaplarınızın sipariş durumlarını siteye giriş yaptıktan sonra siparişlerim bölümünden inceleyebilirsiniz. Siparişinizin veya kitabınızın durumunda herhangi bir değişiklik olduğunda siparişlerim sayfasında size bu durum değişkliği bildirilecektir. Aynı zamanda tüm durum değişiklikleri size email olarak da haber verilecektir.

  • Eksik Alfabe
    10,00 TL
    8,50 TL
    Süreyya Berfe Eksik Alfabe kitap Eksik alfabe nasıl olur? Süreyya Berfe şiir ve düzyazı ile yepyeni bir alfabe oluşturuyor, hayvanları A'dan Z'ye anlatıyor. Eksik Alfabe'yi bir masalla tamamlıyor.
  • Çocukça
    9,00 TL
    7,65 TL
    Süreyya Berfe Çocukça kitap Dizelerle açılan kapı. Bu kitap, olaylara çocuk merakı ile bakan birbirinden güzel şiirlerden oluşuyor. Şair, her bir dizesinde çocuk hassasiyeti ve zekâsını yüceltiyor, onlara yepyeni ufuklar açıyor.
  • Seferis ile Üvez
    17,00 TL
    16,15 TL
    Süreyya Berfe Seferis ile Üvez kitap Seferis ile Üvez, Süreyya Berfe’nin son şiirlerinden oluşuyor. İlk bölüm olan “Seferis’e İskele Işıkları” Berfe’nin şair Yorgo Seferis’e Ege’nin bu tarafından bir tür seslenişi/karşılığı olarak okunmalı, ikinci bölüm
  • Çocukça
    9,00 TL
    7,65 TL
    Süreyya Berfe Çocukça kitap Uzaklardan el sallayan uçurtma uçurur göklere beni. Uykuma giren yol götürür kırlara beni. Çocukça merakımızdan, duyarlılığımızdan, sınırsız hayal gücümüzden hayat bulan...Dünyayı, biz çocukların gözüyle kavramaya, yorumlamaya
  • Nabiga
    12,00 TL
    10,80 TL
    Süreyya Berfe Nabiga kitap "Süreyya Berfe'nin şiirlerini hep sevdim. Dünyaya bakışını, bu bakıştan doğan şiirini hep izledim. Olağanlıktan yarattığı şiir, zorluktan kolaylığa ulaşmanın serüvenini sergiler bize... Berfe'nin şiiri, şiir olamayacağını
  • Bütün Şiirleri
    12,00 TL
    10,20 TL
    Sabahattin Ali Bütün Şiirleri kitap "Aşkını candan duymuşum Canım yoluna koymuşum Tam dokuz yaşındaymışım Dünyaya geldiğin zaman. Kimbilir nasıl güzeldin, Göklerden yere süzüldün Benim alnıma yazıldın Dünyaya geldiğin zaman." Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın
  • Soframda Bir Melek
    29,00 TL
    24,65 TL
    Janet Frame Soframda Bir Melek kitap Yanlış teşhis sonucu şizofreni tedavisi için yıllarca akıl hastanesinde tutulan Janet Frame, gençlik dönemini karanlık deneyimlerle geçirdi. Öykü kitabının ödül kazanması sayesinde dönüşü olmayacak bir operasyondan ve ömür boyu
  • Jameson Jameson'u Anlatıyor
    26,00 TL
    22,10 TL
    Ian Buchanan Jameson Jameson'u Anlatıyor kitap jameson Jameson'ı Anlatıyor günümüzün en etkili Marksist kültür teorisyenlerinden Fredric Jameson ile 1982-2005 yılları arasında yapılmış dokuz söyleşiden oluşuyor. Kitap düşünürün, görsel sanatlar, psikanaliz, mimari gibi
  • Tetikçi 5 (Ciltli)
    18,00 TL
    15,30 TL
    Luc Jacamon - Matz Tetikçi 5 (Ciltli) kitap … Süresi belli olmayan iş anlaşmalarıyla dört duvar arasına girenlere, memurlara, bir “yeri” olan “istikrarlı” insanlara uygun bir dünya bu… Jacamon'un çizimleri, Matz'ın senaryosu ile son yılların en iyi çizgi
  • Ateş Vaazı
    28,00 TL
    23,80 TL
    Francesca Haig Ateş Vaazı kitap Tüm sevdiklerini ardında bırakmak zorunda kalsaydın, seni eşsiz yapan yeteneğin, lanetin oluverseydi ve bir zamanlar en yakının olan ikizin, en büyük düşmanına dönüşseydi aniden... Ne yapardın? Nereye giderdin? Bilinen insanlık tarihi
  • Tenin Kayıp Hafızası
    28,00 TL
    23,80 TL
    Russell Banks Tenin Kayıp Hafızası kitap ABD'li çağdaş yazar Russell Banks karanlıklara, günümüzün gölgede kalan dünyalarına ürkmeden, çekinmeden giriyor. Cinsel suçtan hüküm giymiş 21 yaşındaki Kid ve üstün zekâsıyla küçük yaştan itibaren dikkat çekmiş Profesör
  • Harry Potter ve Lanetli Çocuk
    22,00 TL
    18,70 TL
    J. K. Rowling Harry Potter ve Lanetli Çocuk kitap Sekizinci Hikaye. On Dokuz Yıl Sonra... Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır. Geçmişle gelecek uğursuzca iç
  • Üç Öykü
    8,00 TL
    6,80 TL
    Sabahattin Ali Üç Öykü kitap İnsanın binbir yüzünü tanımak… İşte, Sabahattin Ali… Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan, Kuyucaklı Yusuf gibi ölümsüz eserleriyle tanıdığımız Sabahattin Ali'nin seçme üç öyküsü Yapı Kredi Yayınları'nın Doğan
  • Dünya Okulu - Eğitimi Yeniden Düşünmek
    15,00 TL
    12,75 TL
    Salman Khan Dünya Okulu - Eğitimi Yeniden Düşünmek kitap Eğitimde fırsat eşitliği için, herkese, her yerde, dünya standartlarında, ücretsiz eğitim. Geleceğin okulları nasıl olacak, eğitim nasıl dönüşecek, öğretmen – öğrenci ilişkisi nasıl yeniden şekillenecek, sınıflarda hangi
  • Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız'dan?
    16,00 TL
    13,60 TL
    Sara Şahinkanat Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız'dan? kitap Zamane Yavru Kurtları Bir Başka! Akıllı mı akıllı yavru kurt, artık büyüdüğünü ve ormanda tek başına dolaşmaya çıkabileceğini düşünür. Ancak annesi onunla aynı fikirde değildir. Önce yavrusuna sorması gereken bazı sorular
Kapat